hak
(isim)About the Meanings
-
1.
(isim) Doğru, gerçek
- “Karacaoğlan der ki sözüm haktır.”— Karacaoğlan
-
2.
(isim) Adaletli davranma
- “Grup üyelerine karşı değerlendirmelerinde, ödül ve cezalandırmalarında haktan ayrılmamalı…”— S. Karaküçük
-
3.
(isim) Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
- “Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler.”— B. Felek
-
6.
(isim) → pay
- “Yoksul hakkı böylece dağıtılırken komşu hakkı da en az yedi komşu arasında pay edilir.”— H. Tokdemir
-
7.
(isim) Emek karşılığı ücret
- “Çalışan hakkını alır, tembel tembel yatan hâline razı olurmuş.”— E. Sarı
Compound Words
hak ediş, hak ihlali, hakkıhıyar, hakkıhuzur, hakkımüktesep, hak kısıtlaması, hak kuşu, hakkısükût, haksever, haktanır, hak yolu, ayni hak, emrihak, ihkakıhak, kazanılmış hak, müktesep hak, analık hakkı, baltalık hakkı, barut hakkı, buluş hakkı, cevap hakkı, geçiş hakkı, geçit hakkı, gösterme hakkı, göz hakkı, huzur hakkı, iltica hakkı, imtiyaz hakkı, intifa hakkı, irtifak hakkı, isim hakkı, kabotaj hakkı, kişilik hakkı, konuşmama hakkı, kul hakkı, makas hakkı, oy hakkı, ölme hakkı, ön alım hakkı, özlük hakkı, patent hakkı, rücu hakkı, rüçhan hakkı, sarraflık hakkı, seçilme hakkı, seçme hakkı, sığınma hakkı, susma hakkı, sükût hakkı, şufa hakkı, takdir hakkı, telif hakkı, tuz ekmek hakkı, veto hakkı, yanıt hakkı, yasama hakkı, yazar hakkı, yumruk hakkı, hasta hakları