Meanings
-
1.
(a.) Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç
- “Nasıl olduğunu bir göster de usta olduğunu biz de görelim, diyerek misafirin eline, iplik geçirdiği iğneyi tutuşturuverirmiş.”— S. Ayverdi
-
-
-
4.
Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları altın veya mücevherli süs eşyası
- “Aç kaldığı günler oldu, fakat şehzadesinin hediyesi olan elmaslı iğneyi satmayı düşünmedi.”— N. F. Kısakürek
-
5.
Bazı araçların ucu sivri parçaları
-
6.
Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ
- “Nedir, toprağa yapışık yaşayan bu küçük hayvanın kendine özgü bir görkemi de vardır öte yandan, öleceğini anlayınca, iğnesini kendisine batırır...”— Y. İncesi
-
-
-
-
Compound Words
iğne ardı, iğne deliği, iğne oyası, iğne yaprak, iğne yastığı, iğneyurdu, iğneden ipliğe, çatal iğne, çatallı iğne, çengelli iğne, kancalı iğne, karaiğne, mıknatıslı iğne, toplu iğne, ağ iğnesi, çengel iğnesi, çobaniğnesi, deniziğnesi, dikiş iğnesi, hanım iğnesi, insülin iğnesi, kravat iğnesi, olta iğnesi, şeytaniğnesi, yaka iğnesi, yelken iğnesi, yılaniğnesi, yorgan iğnesi
Entry history and citation
Loading the current content revision and documented editorial events.
Context Dynamics
Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.