kağşamak
(nesnesiz, ağızlardan, mecaz)
· 4 meanings · 0 occurrences
Anlamlar Hakkında
-
1.
(nesnesiz, ağızlardan) Eskimek, dağılmaya yüz tutmak
- “Pansiyonun kağşamış tahta merdiveni ağır bir vücudun adımları altında inlemeye başladı.”— H. R. Gürpınar
-
3.
(mecaz) → yaşlanmak
- “Bu artistlerin hayli kağşamış hâline yetişen Pierre Loti, birçok parlak sahifeler kaleme almıştır.”— S. M. Alus
-
4.
(mecaz) Zayıflamak, gevşemek, güçsüzleşmek
- “Bu kağşamış ilişki belki daha uzun seneler boyu böyle devam eder,.”— E. Şafak