nurlanmak
(nesnesiz, mecaz)Işıkla kaplanma veya temiz ve canlı görünüş kazanma.
-
1.
Aydınlıkla kaplanma
(nesnesiz) Aydınlatıcı bir kaynağın etkisiyle çevresi veya yüzeyi ışıldar hâle gelmek; ilgili: → aydınlanmak.
Description source: BİTİGÇİ özgün içerik üretimi · 22.10.2026 20:11:02 · Türkiye saati (UTC+3) -
2.
Manevi veya görünür canlılık
(nesnesiz, mecaz) Yüzünde ya da gönlünde saflık, ferahlık ve aydınlık hissi belirginleşmek; ilgili: → aydınlanmak.
Description source: BİTİGÇİ özgün içerik üretimi · 22.10.2026 20:11:02 · Türkiye saati (UTC+3)
Non-finite VerbsVerbal nouns · participles · converbs
Open this card to see forms attested in sentence context.
Free PhrasesSyntactic phrase candidates, separate from dictionary entries
Open this card to see phrases and their corpus witnesses.