uyanık
(sf., mec.)
· 5 meanings · 0 occurrences
Meanings
-
1.
(sf.) Uyumamış; bidar
- “Uyuyor mu uyanık mı kestiremiyor, uykuyla uyanıklığın sınırlarını bulamıyordu.”— A. İlhan
-
2.
Uykudan uyanmış
-
3.
(mec.) → açıkgöz
- “... en az yetmiş yaşında görünen bu efendinin gözü açık, kantarı belinde, uyanık biri olduğu fıldır fıldır oynayan gözlerinden belliydi.”— İ. O. Anar
-
4.
(mec.) Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan; sak (I), müteyakkız
- “Ayrıca son derece zeki ve uyanık bir genç kız vardı.”— H. Taner
-
5.
(mec.) Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili olan
- “Zeki ve uyanık kişilerle dostluk kadar iyi bir şey olamaz.”— S. Birsel