çevre
(a., mec., mat., top. b., bl.)
· 9 meanings · 0 occurrences
Meanings
-
1.
(a.) Bir şeyin yakını, dolayı; etraf, periferi
- “Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır.”— O. Rifat
-
2.
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam; dünya, muhit
- “Ayrıca ben, oldukça kapalı bir çevrede yetişmiştim.”— A. Ağaoğlu
-
-
4.
→ yağlık
- “Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti.”— M. Yesari
-
5.
(mec.) Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü; muhit
- “Burada hükûmet çevrelerinin de övgüye değer davranışını belirtmek gerekir.”— M. And
-
6.
(mec.) Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar; muhit
- “Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir.”— H. Taner
-
7.
(mat.) Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi
-
-
9.
(bl., a.) Bir yazılımın geliştirildiği, çalıştırıldığı veya sınandığı araç, ayar ve kaynaklardan oluşan teknik ortam.
Description source: BİTİGÇİ özgün içerik üretimi · 23.06.2026 16:02:56 · Türkiye saati (UTC+3)
Compound Words
çevre açı, çevre bilimleri, çevre felaketi, çevre kirliliği, çevre sağlığı, çevre şartı, çevre teker, çevre temizlik vergisi, çevre yolu, dış çevre, kültür çevresi, sandık çevresi, seçim çevresi, yargı çevresi
Entry history and citation
Loading the current content revision and documented editorial events.
Context Dynamics
Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.