keskin
(sıfat, mecaz, zarf, argo)About the Meanings
-
2.
(mecaz, sıfat) Tiz olan
- “Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses.”— P. Safa
-
3.
(mecaz, sıfat) Kırıcı, incitici olan
- “En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş.”— H. Taner
-
4.
(mecaz, sıfat) Etkili, sert olan
- “Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor.”— E. M. Karakurt
-
5.
(mecaz, sıfat) → kıvrak
- “Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var.”— C. S. Tarancı
-
6.
(mecaz, sıfat) → hassas
-
7.
(mecaz, sıfat) Dikkatli olan
-
8.
(zarf, mecaz) Yoğun bir biçimde
-
9.
(argo, zarf) → zampara
-
10.
(zarf) İşini iyi yapan
- “Gözcüm tepenin üstüne varınca, karşımızdaki sırttan bir keskin nişancı ateşi ile vuruldu.”— T. Seçer
Compound Words
keskin bakış, keskin nişancı, keskin zekâ, gözü keskin, nefesi keskin