sıkı

Bitigçi Sözlük Maddesi

sıkı

(sf., zf., a.)
· 10 meanings · 0 occurrences

Meanings

  1. 1.

    (sf.)dar (I)

    • “Sıkı bir kemer.”
  2. 2.

    İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş; tıkız, gevşek olmayan

    • “Sıkı bir denk.”
  3. 3.

    Zorlu, güçlü ve etkili

    • “En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir.”— B. Felek
  4. 4.

    Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan

    • “Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu.”— Y. K. Karaosmanoğlu
  5. 5.

    katı (I)

  6. 6.

    yoğun

    • “Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim.”— Atatürk
  7. 7.

    (zf.) Sıkıca, iyice

    • “Ağzını da sıkı tut demeye lüzum görmüyorum.”— S. Kocagöz
  8. 8.

    (a.) Zorlayıcı durum

    • “Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı.”
  9. 9.

    (a.) Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü

    • “İlk sıkıyı babam attı.”— S. Kocagöz
  10. 10.

    Güçlü ve çabuk, hızlı

    • “Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker.”— R. N. Güntekin

Compound Words

sıkı ağızlı, sıkı denetim, sıkı doku, sıkı düzen, sıkı fıkı, sıkı sıkı, sıkıyönetim, ağzı sıkı, eli sıkı, kurusıkı

Entry history and citation

Loading the current content revision and documented editorial events.

Related Entries

The definition, field tag and the word family partnership are selected in the dictionary entry.

Computing the live valency profile

Scanning aligned surface-lemma sequences and complement patterns in T-BDLD.

Loading graph theory results

Calculating the word's connection network in the collection.

Context Dynamics

Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.

Kaynak yayın tarihleri yükleniyor...

Loading corpus details

T-BDLD frequency, inflected form, field/structure data are being prepared.

%5
%5