Bu bölüm sözlük maddeleri ve anlamları üzerine soruları; tanım, köken, (PHP 3, PHP 4), bağlam, eş kullanım, değerlik, sözcük ağı ve yaşam eğrisi gibi konulardaki kaynaklı açıklama ve derlem çıkarımlarını bir araya getirir. Etimoloji Atlası, etimoloji kartları, tarihsel dönemler ve zaman kapsülünün nasıl kullanılacağını Özelliklerin Kullanımı bölümünde bulabilirsiniz.
Yanıtları nasıl okumalı?
Reading Dictionary Features Together
Maddebaşı, anlam, tanım, gönderme, köken, (PHP 3, PHP 4), bağlam, alan ve tür yayılımı, eş kullanım, değerlik, hibrit sözcük ağı ve yaşam eğrisi birlikte değerlendirilir. Yeni eklenen sözcükler de yayımlanmış tanımlanabilirlik kanıtlarıyla bu kapsama girer.
corpus evidence ve çıkarımlar
Geçiş sayısı ve derlem büyüklüğü güncel ölçümlerden okunur; yayım sırasında incelenmiş kanıttan gelen sayı ayrıca etiketlenir. Bağlamlar soruyu açıklayan sınırlı örneklerle sunulur. Çıkarımları kapsam ve sınırlılık bilgileriyle birlikte okuyun: derlemde gözlenen eğilimler değişmez dil bilgisi kuralları değildir.
288 soru ve yanıt
Meaning / Definition Definition varsayım Varsayım neden değiştirilemez bir sonuç gibi okunmamalıdır?
Geçici kabul ve sınanabilirlik tanımın parçasıdır; destekleyen veya ters düşen bulgularla varsayım yeniden değerlendirilebilir.
Context
Bu model, kamu tercihi yaklaşımı tarafından geliştirilmiştir ve iki temel varsayıma dayanmaktadır.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, varsayım maddesindeki geçicilik ve sınanabilirlik özelliklerine bağlıdır.
Limitation: Tek bir ters bulgunun bütün bir açıklamayı otomatik olarak geçersiz kıldığı söylenmez; belirli bir araştırmanın sonucu burada değerlendirilmez. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Anlam ayrımı varsayım Bir araştırmada varsayım ile elde edilen bulgu neden ayrı belirtilir?
Varsayım geçici olarak kabul edilen düşünceyi, bulgu ise inceleme veya gözlemde elde edileni bildirir; başlangıç kabulü ile gözlenen sonuç ayrılır.
Context
Büyüme modellerinin bu iki konu üzerindeki çıkarımları, teknoloji ile ilgili iki temel varsayıma dayanmaktadır.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, varsayım maddesinin araştırmayı yönlendiren geçici düşünce anlamını açıklar.
Limitation: Her araştırmanın aynı sırayla yürüdüğü veya bir bulgunun her zaman tek bir varsayımla ilişkili olduğu söylenmez.
Meaning / Definition Definition çıkarım Bir çıkarımı değerlendirirken hangi önermelere dayandığını bilmek neden gerekir?
Sonucun neye dayanarak elde edildiği öncüllerle görünür olur; yalnız son cümleyi okumak akıl yürütmenin bütününü göstermez.
Context
Öyleyse edebiyat incelemeleri, aynı zamanda edebiyatçının muhayyilesi hakkında birtakım tahlillerde ve çıkarımlarda bulunmalıdır.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, çıkarım maddesinin önermelerden başka önermelere ulaşma anlamıyla sınırlıdır.
Limitation: Belirli bir akıl yürütmenin geçerliliği burada biçimsel olarak ispatlanmaz; farklı çıkarım yöntemlerinin tümü tek bir kurala indirgenmez. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Alan ve tür yayılımı çıkarım Çıkarım sözcüğü mantıkta ve yapay zekâda aynı işlemi mi adlandırır?
Mantıkta önermelerden sonuca ulaşma, yapay zekâda ise eğitilmiş modelin yeni girdilere sonuç ürettiği çalışma aşaması öne çıkar.
Context
Platform büyük dil modeli çıkarımı, görüntü ve ses üretimi ile model eğitimi gibi iş yüklerini kapsıyor.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, çıkarım maddesinin mantık ve yapay zekâ çevresindeki anlamlarını karşılaştırır.
Limitation: Bu ayrım bütün modellerin aynı yöntemle çalıştığını veya ürettikleri yanıtların doğru olduğunu ileri sürmez.
Meaning / Definition Anlam ayrımı örnek Bir davranışın örnek olarak anlatılması, o davranışın onaylandığını mı gösterir?
Açıklayıcı örnek, anlatılan düşünceyi görünür kılar; yanlış veya sakıncalı bir davranış da bu amaçla örnek gösterilebilir.
Context
Konuları açıkladıktan sonra gerekli gördüğünde basit örnek cümlelerle açıklamıştır.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, örnek maddesinin düşünceyi somutlaştıran olay veya cümle anlamına bağlıdır.
Limitation: Soruya eşlik eden açıklama cümlesi kurulmuş bir örnektir; her örneğin gerçek bir olayı anlattığı veya genel kuralı kanıtladığı ileri sürülmez. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Context örnek Örnek sözcüğü her cümlede yalnız bir nesneyi veya durumu adlandırmak için mi kullanılır?
Sözcük, ad olarak seçilmiş parça veya açıklayıcı durum bildirebilir; sıfat olarak başkalarına yol gösterecek kadar başarılı olanı niteleyebilir.
Context
Nişan hatırası magnet sayesinde ziynet eşyalarına kavuşan vatandaş, çantayı bulan ve örnek davranış sergileyen diğer vatandaşa ve jandarma ekiplerine teşekkürlerini iletti.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, örnek maddesinin ad ve niteleyici kullanımlarını karşılaştırır.
Limitation: Karşılaştırma cümleleri açıklama için kurulmuştur; her örnek geçişinin söz türü yalnız sözcüğün yazılışından çıkarılmaz.
Meaning / Definition Definition tanık Sözlükte gerçek metinden alınan bir tanığın kaynağı neden belirtilir?
Kaynak, kullanımın hangi metinden geldiğini ve bağlamının nasıl denetlenebileceğini gösterir; tanığı kurmaca bir açıklama örneğinden ayırır.
Context
Tanık cümlelerin hangi kitaptan alıntılandığı bilgisi, ayraç içinde kısaltmasıyla birlikte verildi.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, tanık maddesinin dil incelemesindeki kaynaklı kullanım örneği anlamıyla sınırlıdır.
Limitation: Tek bir tanık kullanımın varlığına örnektir; tek başına ilk kullanım tarihini, bütün anlamları veya genel sıklığı kanıtlamaz. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Çok anlamlılık tanık Bir dönemin tanığı denilen şey mutlaka o dönemi yaşamış bir insan mıdır?
Tanık, kişiyi adlandırabildiği gibi bir olayın veya dönemin varlığını gösteren belge, nesne ya da kalıntıyı da adlandırabilir.
Context
Kazı alanında bulunan iki altın yüzük, arkeologlar tarafından"antik ticaretin sessiz tanıkları"olarak tanımlanıyor.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, tanık maddesinin kişi ile olay veya dönem hakkında iz taşıyan nesne anlamlarını karşılaştırır.
Limitation: Bir nesnenin tanık diye anılması, tarihi ve kökeni hakkındaki her yorumun doğrulandığını göstermez.
Meaning / Definition Definition işaret El işareti kullanılması, kişinin o sırada hiç konuşmadığını mı gösterir?
İşaret sessizce kullanılabilir veya konuşmaya eşlik edebilir; hareketin varlığı tek başına konuşmayı dışlamaz.
Context
Huret, ses çıkarmadı, şöyle bir el işareti yaptı.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, işaret maddesinin baş, el veya yüz hareketiyle anlatım ve yönlendirme anlamına bağlıdır.
Limitation: Bu yanıt işaret dillerinin bütün yapısını açıklamaz ve sıradan el hareketlerini işaret diliyle özdeşleştirmez. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Alan ve tür yayılımı işaret İşaret sözcüğü yalnız kâğıda veya ekrana çizilmiş bir simgeyi mi adlandırır?
Görsel simgeler yanında başın, elin ya da yüzün anlatım taşıyan hareketi de işaret olarak adlandırılabilir.
Context
Bir anda batarya simgesinin üzerinde çarpı işareti oluşuyor, şarja takılı olsa bile kapanıyor.
Huret, ses çıkarmadı, şöyle bir el işareti yaptı.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, işaret maddesinin çizim veya simge ile beden hareketi anlamlarını karşılaştırır.
Limitation: Bir aygıttaki çarpının tam teknik karşılığı veya her el hareketinin aynı anlamı taşıdığı burada ileri sürülmez.
Meaning / Definition Anlam ayrımı tutmak Bir şarkının çok tutması, sanatsal niteliğinin kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelir mi?
Tutmak burada geniş ilgi görmeyi anlatır; sanatsal nitelik hakkında yargı kurmak için kullanılan ölçüt ayrıca belirtilir.
Context
O yıl çıkan ve çok tutulan şarkı sözlerinin yer aldığı bu kitapçık, bizim gibi her şarkıyı ezberlemek isteyen çocuklar için bulunmaz bir nimetti.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, tutmak maddesinin sanat eserinin geniş ilgi görmesi anlamına bağlıdır.
Limitation: Tanık bir döneme ilişkin anlatıdır; güncel dinlenme veya satış ölçümü sayılmaz ve belirli bir şarkının değeri hakkında hüküm verilmez. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Çok anlamlılık tutmak Tutmak fiili her kullanımında bir şeyi elle kavramak anlamına mı gelir?
Elde bulundurma yanında bir şeyi bir yerde veya belirli durumda bırakma gibi farklı ilişkiler de bu fiille anlatılabilir.
Context
Kendisiyle müthiş bir mücadele verir gibiydi, nihayet önümde diz çöktü ve gözyaşlarıyla yıkadığı ellerimi tuttu.
Tarım, fabrikada üretim ve üretilen malların taşınması sırasında çoğunlukla fosil yakıt kullanıldığı için sera gazları ortaya çıkmakta ve bu gazlar atmosferde ısıyı tutmaktadır.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, tutmak maddesinin fiziksel kavrama ve bir yerde kalmasını sağlama kullanımlarını karşılaştırır.
Limitation: İkinci tanık yalnız dilsel kullanım için seçilmiştir; bir atmosfer modelinin bütün süreçleri burada açıklanmaz.
Meaning / Definition Definition kurmak Hayal kurmak, düşünülen olayın gerçekleştiğini gösterir mi?
Bu anlam zihinde canlandırmayı bildirir; hayal edilen olayın yaşandığını söylemek için ayrıca gerçekleşme bilgisi gerekir.
Context
Hastalığa benzer bir şiddetle onun hayalini kuruyordu.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, kurmak maddesinin zihinde canlandırma anlamına bağlıdır.
Limitation: Belirli bir kişinin hayalinin sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği burada saptanmaz; tanık bir ruh sağlığı değerlendirmesine dönüştürülmez. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Context kurmak Çadır kurmak ile hayal kurmak aynı fiziksel birleştirme işlemi midir?
İlkinde kullanılabilir bir fiziksel düzen oluşturulur; ikincisinde bir şey zihinde canlandırılır.
Context
Böylece şehrin tam ortasında ve içinden bir de nehir akan parkta çadırları kurduk.
Hastalığa benzer bir şiddetle onun hayalini kuruyordu.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, kurmak maddesinin fiziksel düzen oluşturma ve zihinde canlandırma kullanımlarını karşılaştırır.
Limitation: Bu karşılaştırma bir çadırın nasıl kurulacağını anlatmaz; her kurmak kullanımını bu iki anlamdan birine zorla yerleştirmez.
Meaning / Definition Anlam ayrımı kırmak “Soğuğu kırmak” ifadesi, soğuğun bütünüyle ortadan kalktığını mı bildirir?
Bu kullanım olumsuz etkinin şiddetini azaltmayı anlatır; azalmak ile bütünüyle yok olmak aynı sonuç değildir.
Context
Bütün ev rutubet ve küf kokuyor, odanın bir köşesinde yanan odun sobası da soğuğu kırmakta yetersiz kalıyordu.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, kırmak maddesinin bir etkinin şiddetini azaltma anlamıyla sınırlıdır.
Limitation: Tanıktaki ısınma koşulları ölçülmez ve bir ısıtma yöntemi önerilmez; yalnız kullanımın derece bakımından kapsamı açıklanır. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Valency kırmak Kabuk kırmak ile birinin kalbini kırmak aynı somut parçalama eylemi midir?
Kabukta nesnenin bütünlüğü, kalp kırma kullanımında ise kişinin incinmesi öne çıkar; aynı fiil iki ayrı ilişki kurar.
Context
Bu sabah, yumurtaların içinden sarı kafalar kabuğu kırdı ve dışarıya çıkmaya başladı.
Durumu görüyor, fakat müezzinin kalbini kırmak istemiyordu.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, kırmak maddesinin fiziksel bütünlüğü bozma ve gönül incitme kullanımlarını karşılaştırır.
Limitation: Bu karşılaştırma bir organın sağlık durumu hakkında sonuç vermez; tamamlayıcıların her durumda değişmez bir anlam kuralı sunduğu söylenmez.
Meaning / Definition Definition denge Bir sistemde denge bulunması, durumun mutlaka en iyi veya en adil olduğu anlamına gelir mi?
Görece kararlı bir ilişki bulunması ile bu ilişkinin iyi, adil veya istenen bir durum sayılması ayrı değerlendirmelerdir.
Context
Bu durum özellikle karakterinizin gelişimiyle düşmanların gücü arasındaki dengenin her zaman sağlıklı olmadığını düşündürüyor.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, denge maddesinin sistemdeki karşıt güçlerin görece kararlı ilişkisi anlamını ele alır.
Limitation: Tanıktaki oyun değerlendirmesi bütün sistemlere genellenmez; belirli bir düzenin adil olup olmadığına burada karar verilmez. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Context denge Denge sözcüğünü yorumlarken hangi öğeler arasındaki ilişkiden söz edildiği neden önemlidir?
Sözcük tek başına ilişkinin taraflarını söylemez; ekonomik düzen ile oyundaki güç ilişkisi aynı öğeler arasında kurulmaz.
Context
İlçede özellikle kırsal mahallelerde yaşayan üreticiler, suyun yalnızca tarımsal verim için değil, ekonomik denge açısından da hayati önemde olduğunu vurguluyor.
Bu durum özellikle karakterinizin gelişimiyle düşmanların gücü arasındaki dengenin her zaman sağlıklı olmadığını düşündürüyor.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, denge maddesinin ekonomi ve oyun bağlamlarındaki kullanımlarını karşılaştırır.
Limitation: Örneklerde sözü edilen ekonomik durumun veya oyunun gerçek dengesi burada ölçülmez.
Meaning / Definition Definition doku Bir kentin dokusundan söz etmek, yalnız tek bir binanın görünüşünü anlatmak mıdır?
Bu kullanım kentin parçalarının oluşturduğu yapıya ve özelliklere yönelir; tek bir yapının görüntüsüne indirgenmez.
Context
Kentin dokusu, mimarisi, sokak, meydan, park gibi öğeler, anıtlar, kamusal mekânlar, insanların kente ilişkin ilk duyumlarını oluştururlar.
Scope and Limitations
Scope: Açıklama, doku maddesinin bir bütünün yapısı ve özelliği anlamını kent bağlamında gösterir.
Limitation: Yanıt belirli bir kentin korunma durumunu veya yapıların değerini değerlendirmez. Canlı geçiş sayısı yalnız bu anlamın değil, maddebaşının toplamıdır.
Headword Alan ve tür yayılımı doku Doku sözcüğünün biyoloji dışında kullanıldığını hangi bağlamlar gösterir?
Kentlerin yapısı ve sayısal görsellerin yüzey özellikleri gibi farklı konular da doku sözcüğüyle anlatılabilir.
Context
Bu çekiciler oyuna seneler öncesinden eklendiği için doku kaliteleri yeni eklenen modellerin bayağı altındaydı.
Kentin dokusu, mimarisi, sokak, meydan, park gibi öğeler, anıtlar, kamusal mekânlar, insanların kente ilişkin ilk duyumlarını oluştururlar.
Scope and Limitations
Scope: Yanıt, doku maddesinin biyoloji dışındaki yapı ve görünüş kullanımlarını gösterir.
Limitation: Tanıklar bu kullanımların derlemde bulunduğunu gösterir; alanların birbirine göre ne kadar yaygın olduğunu tek başına ölçmez.