kızıl
(a., sf., mec., tıp.)Meanings
-
2.
(sf.) Bu renkte olan
- “Sular sarardı... Yüzün perde perde solmakta / Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta”— A. Haşim
-
3.
(sf., mec.) Aşırı derecede olan
- “Softalar arasında kızıl bir kavga kopmuştu.”— F. R. Atay
-
4.
(mec.) → komünist
Compound Words
kızılağaç, kızılaltı, kızıl Ay tutulması, Kızılbaş, kızılboya, kızılçam, Kızılderili, Kızılelma, kızılgeyik, kızıl ısı, kızıl iblis, kızılkanat, kızılkantaron, kızıl kıyamet, kızılkök, kızılkurt, kızılkuyruk, kızılötesi, kızılsöğüt, kızıl su yosunları, kızılşap, kızıltuygun, kızılyaprak, kızılyara, kızıl yel, kızılyörük, içikızıl, kankızıl, örümcek kızılı