artık
(sf., a., zf., müz., tar., mat.)Meanings
-
1.
(sf.) İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan
-
2.
(a.) Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü; çıktı
- “Dibinde bir yudumluk kararmış çay artığı vardı.”— Y. Atılgan
-
3.
Daha çok, daha fazla
-
4.
(zf.) (a'rtık) → bundan böyle
- “Artık onlar en lüks gazino ve barlara gidiyorlar, gecelerini oralarda geçiriyorlardı.”— T. Buğra
-
6.
(tar., a.) Geriye kalmış, arkaya kalmış kimse
- “... Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan'ın az fakat disiplinli ordusunun kılıç artığı olmaktan kendilerini kurtaramamışlardı.”— F. Samuk
Compound Words
artık değer, artık emek, artık göl, artık gün, artık yıl, eksik artık, üretim artığı