açık

Bitigçi Sözlük Maddesi

açık

(sf., zf., a., bl.)
· 17 meanings · 0 occurrences

Meanings

  1. 1.

    (sf.) Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı

    • “Açık pencereden, pastırma yazının mavi ışıkları girmekte.”— E. Atasü
  2. 2.

    Engelsiz, serbest olan

    • “Açık yol.”
  3. 3.

    Örtüsüz, çıplak olan

    • “Yolcuların hepsi indikten sonra Mehmet Akif göründü, beni açık başıyla selamladı.”— A. Kabaklı
  4. 4.

    İçinde veya üstünde hiçbir şey bulunmayan

    • “Kâğıtta açık yer kalmadı.”
  5. 5.

    Görevlisi olmayan, boş (, görev)

  6. 6.

    Aralığı çok

    • “Açık adımlarla.”
  7. 7.

    Çalışır durumda olan

    • “Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar.”— Ömer Seyfettin
  8. 8.

    Kolay anlaşılır; vazıh

    • “Açık, dobra sualleriyle karşısındakinin en azından keyfini kaçırır.”— E. Işınsu
  9. 9.

    Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen

  10. 10.

    Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen

    • “Her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o.”— T. Buğra
  11. 11.

    Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı

    • “Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu.”— Ömer Seyfettin
  12. 12.

    Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.)

    • “Kurnaz olan bazı sergiciler gençler için açık filmler göstermek suretiyle fazla müşteri toplama gayreti içine girerlerdi.”— T. Sönmez
  13. 13.

    (zf.) Belirgin bir biçimde

    • “İnsan, mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi?”— M. Yesari
  14. 14.

    (a.) Bir gereksinimin karşılanamaması durumu

    • “Bütçe açığı.”
    • “Ülkenin doktor açığı.”
  15. 15.

    (a.) Belli bir yerin biraz uzağı

    • “Tren yolu nehrin açığından geçer.”
  16. 16.

    (a.) Denizin kıyıdan uzakça olan yeri

    • “Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır.”— B. Necatigil
  17. 17.

    (bl., a.) Bir yazılım, sistem veya ağda yetkisiz erişime ya da saldırıya yol açabilecek güvenlik zafiyeti.

    Description source: BİTİGÇİ özgün içerik üretimi · 23.06.2026 16:02:52 · Türkiye saati (UTC+3)

Compound Words

açık açık, açık ağıl, açıkağız, açık ağızlı, açık alan, açık alın, açık ara, açık artırma, açık bilet, açık bono, açık bölge, açık büfe, açık celse, açık ciro, açık çek, açık deniz, açık devre, açık dolaşım sistemi, açık durum, açık duruşma, açık düşme, açık eksiltme, açık elli, açık erişim, açık fikirli, açık giyim, açık görüş, açıkgöz, açık gri, açık hava, açık hece, açık hesap, açık imza, açık işletme, açık kahverengi, açık kalp ameliyatı, açık kalpli, açık kapı, açık kart, açık kestane, açık kırmızı, açık kredi, açık lacivert, açık liman, açık lise, açık maaşı, açık mavi, açık mektup, açık mutfak, açık ordugâh, açık otopark, açık oturum, açık oy, açık öğretim, açık önerme, açık pazar, açık pembe, açık piyasa, açık poliçe, açık raf, açık rejim, açık saçık, açık saman rengi, açık sarı, açık sayım, açık seçik, açık senet, açık seslem, açık sözlü, açık şehir, açık taşıt, açık teşekkür, açık tohumlular, açık toplum, açık tribün, açık turuncu, açık yara, açık yeşil, açık yol, açık yürekli, açık zaman, ağzı açık, alnı açık, bahtı açık, başı açık, cari açık, eli açık, gözü açık, kapısı açık, sağ açık, sofrası açık, sol açık, ucu açık, uğuru açık, yarı açık cezaevi, açığa alınmak, açığa almak, açıktan açığa, bütçe açığı, dış ticaret açığı

Entry history and citation

Loading the current content revision and documented editorial events.

Selected answers explaining dictionary information together with live T-BDLD measurements.

Open all

Related Entries

The definition, field tag and the word family partnership are selected in the dictionary entry.

Computing the live valency profile

Scanning aligned surface-lemma sequences and complement patterns in T-BDLD.

Loading graph theory results

Calculating the word's connection network in the collection.

Context Dynamics

Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.

Kaynak yayın tarihleri yükleniyor...

Loading corpus details

T-BDLD frequency, inflected form, field/structure data are being prepared.

%5
%5