açık

Bitigçi Sözlük Maddesi

açık

(sıfat, -e, zarf, isim, tıp, bilişim)
· 27 meanings
  1. 1.

    (sıfat) Kanadı, sürgüsü, tıpası ya da perdesi çekilmiş, iki kenarı birbirinden ayrık tutulan; içerisiyle dışarısı arasında girip çıkmaya, bakmaya, hava ve ışık dolaşmasına engel oluşturmayan (pencere, kutu, şişe, göz, ağız).

  2. 2.

    (sıfat) Herkesin ya da belli koşulu sağlayan kimselerin serbestçe girebileceği, faydalanabileceği; yasak, ücret, kapanma saati veya fiziksel bir set yüzünden erişimi kısıtlanmamış (yol, alan, kaynak, veri tabanı, oturum).

  3. 3.

    (sıfat) Elbise, başörtüsü, şapka, ayakkabı ya da benzeri bir şeyle sarılmamış, çıplak bırakılmış; güneşe, soğuğa ve bakışlara doğrudan hedef olan (baş, kol, ayak gibi vücut kısmı; sıva, boya ya da kaplamadan yoksun dış yüz).

  4. 4.
    Yeni

    (sıfat) Kolları, omuzları, göğsü, sırtı ya da bacakları büyük ölçüde görünür bırakan, vücudun ancak küçük bir kısmını saran (giysi, kılık); bu tür giyimi tercih etmiş (kişi); bol kesimli, uzun ve kapalı giyimin karşıtı.

  5. 5.
    Yeni

    (sıfat, tıp) Deri ve altındaki dokuların bütünlüğü bozulup iç yapının dış ortamla bağlantı kurduğu (yara, kırık); hastalıklı bölgeye geniş bir kesiyle doğrudan erişilerek yürütülen, kapalı yöntemlerin ve laparoskopinin karşıtı (ameliyat, cerrahi).

  6. 6.

    (sıfat) Henüz yazıyla, nesneyle, yükle ya da herhangi bir kullanımla işgal edilmemiş; sonradan bir şey eklenebilecek, sığdırılabilecek biçimde boş kalmış, doluluğa ulaşmamış (kâğıt parçası, sayfa kenarı, dolap gözü, alan).

  7. 7.
    Yeni

    (sıfat) Fabrikada şişeye, kutuya ya da mühürlü pakete doldurulmadan, dökme hâlde tartıyla, ölçüyle satılan; süt söz konusuysa çoğunlukla pastörize edilmemiş, ambalajlı ürünlerin karşıtı (süt, yağ, peynir, zeytin, kuru gıda).

  8. 8.

    (sıfat) Kadrosu ayrılmış olduğu hâlde şu anda hiçbir çalışan tarafından yürütülmeyen, emeklilik, istifa ya da yeni kuruluş nedeniyle boş kalmış, alım, tayin veya seçimle birinin getirileceği (kadro, makam, pozisyon).

  9. 9.

    (sıfat) Ögeleri birbirinden olağan sayılandan daha geniş mesafeyle ayrılmış, seyrek dizilmiş; iki uç ya da iki adım arasında bol boşluk bırakan, sık ve bitişik düzenin karşıtı (adım, dizi, yazı satırı, bacak duruşu).

  10. 10.
    Yeni

    (sıfat) Gökyüzünü bulut, sis ya da pus kaplamamış, güneşin, ayın ve yıldızların rahatça görülebildiği, görüşün uzaklara rahatça erişebildiği; yağışsız ve aydınlık, kapalı ve bulutlu havanın karşıtı (hava, gök, gün).

  11. 11.

    (sıfat) Mesai saatleri sürdüğü için müşteri, ziyaretçi kabul eden; ya da düğmesine basılıp güç verildiği için çalışır durumdaki, kepengi inmiş ya da kapatılmış olanın karşıtı (dükkân, banka, okul, müze; lamba, musluk, radyo, bilgisayar).

  12. 12.

    (sıfat) Dolambaçsız kurulmuş, seçilen kelimeler ve mantık sırasıyla okurun ya da dinleyicinin zorlanmadan kavrayabildiği, iki türlü yoruma kapı aralamayan, net (ifade, soru, yönerge, yazı, hüküm); eski deyişle vazıh.

  13. 13.
    Yeni

    (sıfat) Varlığı ya da doğruluğu kuşku götürmeyecek ölçüde belirgin, kanıt aramaya gerek bırakmayacak kadar göze batan; herkesçe kolayca fark edilen, tartışma götürmez (gerçek, gereklilik, çelişki, üstünlük, fark).

  14. 14.

    (sıfat) Gizli tutulmadan herkesin gözü önünde yürütülen, kamuya duyurulan ya da sonucu ilgililerin denetimine sunulan; perde arkasında kalmayan, el altından yapılmayan (oylama, oturum, mektup, tepki, düşmanlık, destek).

  15. 15.

    (sıfat) Alışık olmadığı fikirlere, deneyimlere ve farklı yaşam biçimlerine ön yargısız yaklaşan, güçlü bir kanıt karşısında kanısını gözden geçirmekten çekinmeyen, katı kalıplara saplanmamış (insan, zihin, topluluk).

  16. 16.
    Yeni

    (sıfat) Düşündüğünü, hissettiğini ya da bildiğini karşısındakinden saklamayan, lafı eğip bükmeden olduğu gibi söyleyen; içini dökmekten, eleştirisini yüzüne iletmekten çekinmeyen, samimi ve dolaysız (kişi, tutum, konuşma).

  17. 17.
    Yeni

    (sıfat, -e) Kötüye kullanma, sömürü, saldırı, aldatma ya da yönlendirme türünden zarar verici bir etkiye karşı yeterli güvenceden yoksun; ondan kolayca etkilenebilecek, ele geçirilebilecek durumdaki (kişi, kesim, düzen, bilgi).

  18. 18.
    Yeni

    (sıfat, -e) Kesin bir hükme bağlanmamış, üzerinde uzlaşı sağlanmamış olduğundan farklı yorumlara, itiraza, değişikliğe ya da yeniden düzenlemeye elverişli kalan, henüz sonuçlanmamış (konu, kavram, hüküm, metin, sistem).

  19. 19.

    (sıfat) Beyaza doğru kaymış, parlaklığı yüksek ve yoğunluğu düşük; göze soluk, uçuk, ferah bir etki bırakan, koyu ve tok tonların karşıtı (boya, kumaş, saç, göz, gök tonu); az demlendiği için rengi hafif kalmış, sert olmayan (çay).

  20. 20.

    (sıfat) Erotik görüntüleri, çıplaklığı ve bedensel ilişkiyi imaya, sansüre ya da dolaylı çağrışıma sığınmaksızın doğrudan sergileyen, çoğunlukla yalnız yetişkinlere yönelik (sinema eseri, dergi, program, görüntü).

  21. 21.

    (zarf) Hiçbir şeyi gizlemeden, dolandırmadan ya da imaya sığınmadan; düşünceyi, duyguyu veya durumu çekinmeksizin dile getirerek, kuşkuya ve yanlış yoruma meydan vermeyecek netlikte (konuşmak, yazmak, kabul etmek).

  22. 22.

    (isim) Harcamanın gelirden, ithalatın ihracattan ya da ihtiyacın var olan kaynaktan büyük gelmesiyle doğan ve kapatılması için ek para, personel, ürün sağlanması şart olan fark; kasa ya da ambar sayımında çıkan noksan.

  23. 23.
    Yeni

    (isim) Bir takımın ya da ordunun savunma düzeninde, yasa, sözleşme veya planda, bir kimsenin tutum ve hesabında karşı tarafın sızıp yararlanabileceği boşluk; gözden kaçmış, kolayca hedef alınabilecek zayıf nokta ve eksiklik.

  24. 24.
    Yeni

    (isim, bilişim) Bilgisayar programında, işletim düzeninde ya da bir veri iletişim altyapısında kötü niyetli kişilerin izinsiz girmesine, bilgi çalmasına veya işleyişi bozmasına fırsat tanıyan kodlama, tasarım ya da ayar kusuru.

    Description source: BİTİGÇİ özgün içerik üretimi · 23.06.2026 16:02:52 · Türkiye saati (UTC+3)
  25. 25.
    Yeni

    (isim) Çatı, duvar, çadır ya da başka bir sığınakla korunmayan, yağmura, soğuğa, rüzgâra ve bakışlara doğrudan hedef olan dış mekân; barınaksız kalan insanın gecelediği, üstü kapatılmadan bırakılan yiyeceğin, kablonun durduğu yer.

  26. 26.

    (isim) Bir akarsuyun, kıyının, yapının ya da belli bir noktanın dibinde değil, ondan belli bir mesafe ötede ama yine onun yöresinde sayılan kesim; o noktaya göre dışarıda kalan, onunla konum bildirilen alan.

  27. 27.

    (isim) Sahil şeridinden epeyce uzakta kalan, koy, burun ya da ada gibi bir siperi olmadığı için dalgaya ve rüzgâra büsbütün hedef olan derin su alanı; denizin ya da büyük bir gölün limana, körfeze göre uzak kesimi.

ADVANCED ANALYSES

BD Bağlam Gösterimi · açık

Not: Bu bölümde gösterilen cümleler, derlem cümle seçme algoritmasının otomatik seçimleridir. Cümlelerdeki görüş, ifade ve içerikler kaynak metinlere aittir; Bitigçi’yi bağlamaz ve Bitigçi’nin görüşünü ya da tutumunu yansıtmaz.

Sayfadaki özellikler henüz yüklenmedi. Lütfen kısa bir süre bekleyiniz.

Sonuçların yüklenmesi için hesaplama yapılıyor.

Cite this entry

Preparing citation formats for the current entry.

Dilsel parmak izi, terimlik, kullanım sicili, yerleşme ve veri kalitesi tek profilden yükleniyor…

Selected answers explaining dictionary information together with live BD measurements.

Open all

Related Entries

The definition, field tag and the word family partnership are selected in the dictionary entry.

Yazım ve Varyantlar Doğrulanmış ilişkiler, dönemsel sıklık ve kullanım payı

Panel açıldığında BD varyant verileri yüklenir.

İlk Tanık ve Yayılım Kaynak yayın tarihleri, Trust level ve yayılım aşamaları

Panel açıldığında BD tanık verileri yüklenir.