iş
(a., sf., mec., fiz.)Meanings
-
5.
Kamu yararına yapılan işler
- “Güvenlik işleri.”
-
8.
Ticari anlaşma
-
9.
Herhangi bir maksatla kurulan düzen
- “İşlerini bırakmışlar, dükkânlarını kapamışlar, akın akın şehri terk edip gidiyorlardı.”— Y. K. Karaosmanoğlu
-
11.
Yapılan şey, davranış
- “Yoksullara yardım etmekle çok iyi bir iş yaptım.”
-
14.
Bir kimsenin uğraştığı, yerine getirmeye çalıştığı şey
- “İşimi görmediler.”
-
18.
(sf.) -e bağlı olan, … ile bağlantılı; bu bağlamdaki özellik, durum veya kullanım biçimini anlatan.
- “Bu para işidir, paran varsa en iyisini yaparsın. ”
-
20.
(mec.) Gizli neden veya maksat
- “Çoktandır köylünün şurada burada yayıp gezeceği ehemmiyetli bir iş, bir keramet gösterememişti.”— R. H. Karay
Compound Words
iş adamı, iş akdi, iş alanı, işbaşı, iş bırakımı, iş bıraktırımı, iş bilimi, iş birliği, iş bölümü, iş donu, iş eri, iş gezisi, işgüder, iş gücü, iş güç, iş güçlüğü, iş günü, iş hacmi, iş hanı, iş hayatı, iş kadını, iş kazası, iş kolu, iş merkezi, iş önlüğü, iş saati, işsever, iş seyahati, iş sözleşmesi, işveren, iş yeri, işe uygun, işi duman, işi tıkırında, ağır iş, beyaz iş, bulaşık iş, çürük iş, götürü iş, ince iş, kârlı iş, Acem işi, Antep işi, antika işi, ayak işi, çocuk işi, el işi, erkek işi, ev işi, hamur işi, hesap işi, kalem işi, kavaf işi, mancınık işi, Maraş işi, orak işi, orta işi, panç işi, sıra işi, şıpın işi, tarak işi, usta işi, dış işleri, diyanet işleri, iç işleri, öğrenci işleri, özlük işleri, su altı işleri, yazı işleri, zat işleri