Bitigçi Sözlük Maddesi

(a., sf., mec., fiz.)
· 21 meanings · 0 occurrences

Meanings

  1. 1.

    (a.) Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma

    • “Bu iş bittikten sonra hocanın çehresi ve sesi gene bir anda tatlılaştı, şoföre ‘çek evladım’ dedi.”— R. N. Güntekin
  2. 2.

    Bir değer yaratan emek

  3. 3.

    Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev

    • “Şimdi Mısır'a memuru olduğum bankanın bir işi için geldim.”— Ömer Seyfettin
  4. 4.

    Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü

    • “İşler durgun.”
  5. 5.

    Kamu yararına yapılan işler

    • “Güvenlik işleri.”
  6. 6.

    Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma

    • “Bu evin işi çok.”
  7. 7.

    Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek

    • “Sonunda bir iş buldum.”— S. F. Abasıyanık
  8. 8.

    Ticari anlaşma

  9. 9.

    Herhangi bir maksatla kurulan düzen

    • “İşlerini bırakmışlar, dükkânlarını kapamışlar, akın akın şehri terk edip gidiyorlardı.”— Y. K. Karaosmanoğlu
  10. 10.

    Bazı deyimlerde "yarar, çıkar" anlamında kullanılan bir söz

    • “O, işini bilir. Bu, benim işime gelmez.”
  11. 11.

    Yapılan şey, davranış

    • “Yoksullara yardım etmekle çok iyi bir iş yaptım.”
  12. 12.

    Nakış, örgü, makrome gibi elde yapılan şey

    • “Komşu kadın elindeki işini dizine bırakıp geline döndü.”— M. Ş. Esendal
  13. 13.

    Emek, işçilik, ustalık

    • “Bu örtü, işi ağır bir örtüdür.”
  14. 14.

    Bir kimsenin uğraştığı, yerine getirmeye çalıştığı şey

    • “İşimi görmediler.”
  15. 15.

    Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış

    • “Bu, bir zevk işidir.”
  16. 16.

    Başarılı çalışma yapma yeteneği

    • “Demek bende daha iş varmış ki ilin öğretmeni seçtiler.”— M. İzgü
  17. 17.

    Üzerinde çalışılan veya bir çalışma sonucunda ortaya çıkan şey

    • “Rafta Mardin işi bakır tencereler sıralanmıştı.”
  18. 18.

    (sf.) -e bağlı olan, … ile bağlantılı; bu bağlamdaki özellik, durum veya kullanım biçimini anlatan.

    • “Bu para işidir, paran varsa en iyisini yaparsın. ”
  19. 19.

    (mec.) Bir sonuca bağlanması, çözülmesi gerekli sorun

    • “Etrafın gülüşmeleri arasında iş anlaşıldı.”— H. C. Yalçın
  20. 20.

    (mec.) Gizli neden veya maksat

    • “Çoktandır köylünün şurada burada yayıp gezeceği ehemmiyetli bir iş, bir keramet gösterememişti.”— R. H. Karay
  21. 21.

    (fiz.) Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç

    • “Erg, jul, kilogrammetre, vatsaat, kilovatsaat iş ve enerji birimleridir.”

Compound Words

iş adamı, iş akdi, iş alanı, işbaşı, iş bırakımı, iş bıraktırımı, iş bilimi, iş birliği, iş bölümü, iş donu, iş eri, iş gezisi, işgüder, iş gücü, iş güç, iş güçlüğü, iş günü, iş hacmi, iş hanı, iş hayatı, iş kadını, iş kazası, iş kolu, iş merkezi, iş önlüğü, iş saati, işsever, iş seyahati, iş sözleşmesi, işveren, iş yeri, işe uygun, işi duman, işi tıkırında, ağır iş, beyaz iş, bulaşık iş, çürük iş, götürü iş, ince iş, kârlı iş, Acem işi, Antep işi, antika işi, ayak işi, çocuk işi, el işi, erkek işi, ev işi, hamur işi, hesap işi, kalem işi, kavaf işi, mancınık işi, Maraş işi, orak işi, orta işi, panç işi, sıra işi, şıpın işi, tarak işi, usta işi, dış işleri, diyanet işleri, iç işleri, öğrenci işleri, özlük işleri, su altı işleri, yazı işleri, zat işleri

Entry history and citation

Loading the current content revision and documented editorial events.

Related Entries

The definition, field tag and the word family partnership are selected in the dictionary entry.

Computing the live valency profile

Scanning aligned surface-lemma sequences and complement patterns in T-BDLD.

Loading graph theory results

Calculating the word's connection network in the collection.

Context Dynamics

Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.

Kaynak yayın tarihleri yükleniyor...

Loading corpus details

T-BDLD frequency, inflected form, field/structure data are being prepared.

%5
%5