büyük
(sf., mec., a.)Meanings
-
3.
Niceliği çok olan
- “Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır.”— R. N. Güntekin
-
4.
Nitelikleri bakımından başkalarından ayırt edilecek kadar üstün olan; muhteşem
- “Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri.”— N. Ataç
-
6.
Gücü, kudreti çok olan
- “Hangi şekil altında olursa olsun bu otoriteyi yaşattığımız müddetçe büyük devlet sahibi, büyük millet olabiliriz.”— N. Topçu
-
7.
(mec.) Önemli olan
- “Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti.”— T. Buğra
-
8.
(a.) → dışkı
-
9.
(a., mec.) Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse
Compound Words
büyük abdest, büyük aile, büyük amiral, büyükana, büyükanne, Büyükayı, büyükbaba, büyükbaş, büyük boy, büyük çember, büyük dalga, büyük defter, büyükelçi, büyük fotoğraf, büyük hanım, büyük harf, büyük kalori, büyük kan dolaşımı, büyük mağaza, büyük mevlit ayı, büyük orta, büyük önerme, büyük para, büyükpeder, büyük resim, büyük sesli uyumu, büyükşehir, büyük tansiyon, büyük terim, büyük tımar, büyük tövbe ayı, büyük ünlü uyumu, büyükten büyüğe, ağzı büyük, burnu büyük, küçüklü büyüklü