hedef
Atılan okun, topun veya yöneltilen ışığın ulaşması istenen belirli nokta ya da nesne; konumu önceden seçilir, isabet edip etmediği atıştan veya yöneltmeden sonra anlaşılır, spor karşılaşmalarında puan kazanılacak alan olarak da düzenlenebilir; nişangâh.
Hedef, Arapça hadaf ‘nişan yeri’ sözünden alınmıştır; Tietze, Karaağaç, Kâmûs-ı Türkî ve Redhouse kökeni aynı biçimde gösterir. Söz Anadolu sahasında XIV.–XV. yüzyıla tarihlenen Ahmed-i Dâ'î Dîvânı'nda sevgilinin bakış okuna hedef olan göğüs için, 1451 yılında yazılan Ferec ba'de'ş-Şidde'de bela okuna hedef olan beden için tanıklanır. Somut ‘okla ya da silahla nişan alınan yer’ anlamından mecazla ‘ulaşılmak istenen sonuç’ anlamına geçmiştir; Evliyâ Çelebi sözü en çok duanın kabule ulaşmasını anlatan hedef-i icâbet tamlamasında kullanır.
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: hedef
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: hedef
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: hedef
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: hedef
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: hedef
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: hedef
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: hedef