ad (II)
Arapçadan alınma, bugün çoğunlukla "addetmek", "addolunmak" gibi birleşik fiillerde yaşayan; nesneleri birer birer ele alıp kaç tane olduklarını bulma ya da bir şeyi belli bir değerde, belli bir türden görüp öyle kabul etme eylemi; sayma, tadat.
Bu ad, Arapça ʿadd ‘sayma’ sözünden alınmıştır ve daha çok addetmek, addolunmak gibi birleşik fiillerde yaşar. Karaağaç sözü add biçiminde verir, ‘sayma’ ile ‘sanmak, tutmak’ anlamlarını kaydeder ve tek başına yazılan ad'ı da buna gönderir. Kâmûs-ı Türkî add'ı ‘sayı, sayma’ ve mecazen ‘tutma, sanma, itibar etme’ anlamlarıyla verir. Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde XVII. yüzyılda add etmek ile ad etmek aynı cümlede ‘saymak’ anlamında görülür. Daha eski tanıklar Ahmed-i Dâ'î Dîvânı'ndaki ‘add itmek ‘saymak’ söyleyişi ile Nevâyî'deki hadd ü ʿadd ‘sınır ve sayı’ ikilemesidir. Yazılışı yerli ad ‘isim’ ile aynı olsa da kökeni ayrıdır.
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: ʿadd
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: ʿadd
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: add ~ ad
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: add
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: ad (add)