yapmak
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
Yapmak, Eski Türkçeden beri kullanılan yap- fiiline mastar eki getirilerek kurulmuştur. Fiil Eski Uygurcada hem 'yaratmak, kurmak' hem 'örtmek' anlamıyla görülür; Kaşgarlı Mahmud onu kapıyı kapamak, tuzak kurmak, ekmeği tandıra yapıştırmak ve duvar yapmak örnekleriyle verir. Clauson bu anlamların ortak çekirdeğini 'bir araya getirmek' diye yorumlar; EDA, Gülensoy ve ÈSTJa ise 'örtmek' ve 'yapmak' anlamlı iki ayrı fiil ayırır. Anadolu'da 'kapamak' ile 'inşa etmek' uzun süre yan yana yaşar; 'kapamak' 1687'de de kayıtlıdır, ama Osmanlıcada zamanla çekilir ve 'etmek, meydana getirmek' anlamı genelleşir.
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: yap-
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: yap-
- 13. yy. · Kıpçak Türkçesi: ya:p-
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yap-
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: yap-
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: yap-
- 15. yy. · Osmanlı Türkçesi: yap-
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: yap-
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: japmak
- 18. yy. · Osmanlı Türkçesi: yapmak
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: yapmak
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: yapmak