ben (I)
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke veya kabartı
Tendeki koyu leke anlamındaki ben, Ortak Türkçe *beŋ sözünün devamıdır. Söz Eski Uygurcadan başlayarak meŋ biçimiyle tanıklanır; Kaşgarlı Mahmud XI. yüzyılda meŋ'i ‘yüzdeki ben’ diye kaydeder. Eren'e göre lehçelerdeki meŋ biçimleri benzeşmeyle beŋ'den çıkmıştır; bin > miŋ gelişmesi de aynı türdendir. Anadolu'da beñ ~ beŋ biçimi XIV. yüzyılda, Âşık Paşa'nın Garib-nâme'sinden başlayarak görülür. Stachowski benek sözünü de *beŋek üzerinden aynı köke bağlar. Üzümdeki olgunlaşma lekesi ile saçtaki ve sakaldaki beyazlık anlamları ‘leke, nokta’ kavramının genişlemesi olarak görünür (Bitigçi açıklaması).
- 10. yy. · Eski Uygur Türkçesi: meŋ
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: meŋ
- 12. yy. · Karahanlı Türkçesi: meŋ (bir yazmada beŋ)
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: meŋ
- 14. yy. · Kıpçak Türkçesi: meŋ
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: beñ ~ beŋ
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: beñ ~ beŋ
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: ben- (beŋ)
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: ben
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: ben