ön
Bir şeyin esas tutulan yüzü; uğur (III), arka karşıtı
Ön, Eski Türkçeden beri tanıklanan öŋ ‘bir şeyin ön yüzü, önü’ adının sondaki geniz n'si (ŋ) n'ye dönmüş biçimidir; Stachowski sözü Ortak Türkçe *öŋ'e bağlar. Eski metinlerde daha çok hâl ekleriyle (öŋdün, öŋre) kullanılan söz VIII. yüzyılda Tonyukuk Yazıtı'nda öŋdün ‘önden, doğudan’ biçimiyle görülür; Uygur metinlerinden Karahanlı, Harezm ve Kıpçak kaynaklarına, oradan Eski Anadolu Türkçesine ulaşır. Kaşgarlı Mahmud Oğuzların öŋdün yerine yalın öŋ dediğini belirtir; Clauson da ‘ön’ anlamlı sözün yalnız Oğuz dillerinde yaşadığını soru işaretiyle yazar. Uygurcada aynı söz ‘doğu’ yönünü de anlatır.
- 8. yy. · Eski Türkçe (Orhon): öŋdün
- 9. yy. · Eski Uygur Türkçesi: öŋ
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: öŋ
- 12. yy. · Karahanlı Türkçesi: öŋ
- 13. yy. · Kıpçak Türkçesi: öŋ ~ ön
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: ön ~ öñ
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: öŋ
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: öŋ
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: öŋ
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: öŋ
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: ön
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: ön
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: ön