sadece
Sözü edilen kişi, nesne veya durumu ötekilerin arasından ayırıp kapsamı onunla sınırlayarak; ek bir ögenin hesaba katılmadığını belirtir. Cümlede sayıya, seçeneğe veya gerekçeye gelebilir ve sınırlamanın hangi bölümde olduğu yerine göre değişir; yalnız.
Sadece, Farsça sāde ‘yalın, katkısız, süssüz’ sözüne Türkçe -ce ekinin getirilmesiyle kurulmuştur (ek çözümlemesi Bitigçi açıklaması). Sade'nin Farsçadan geldiğinde Tietze, Stachowski, Karaağaç ve Kâmûs-ı Türkî birleşir. Etimolojik kaynaklarda sadece için ayrı madde yoktur; Redhouse 1890'da sözü sâde'nin küçültmesi sayarak ‘oldukça sade’ ve zarf olarak ‘yalnızca’ anlamlarıyla verir, Bitigçi Osmanlı Türkçesi Sözlüğü de bu iki anlamı kaydeder. Söz XVII. yüzyılda Evliyâ Çelebi'de hem ‘süssüz, yalın’ hem ‘başka bir şey eklemeden, yalnızca’ anlamıyla görülür.
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: sâdece
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: sâdece
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: sadece