sökmek
(-i, -den, mec., nsz., argo, tkz.)Meanings
-
2.
Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak
- “Makineyi sökmek.”
-
5.
Karışık bir yazıyı okumak
- “Çok okunaksız bir yazı. Ben söker gibi oldum.”— H. Taner
-
6.
Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak
-
7.
Balgam vb.nin çıkmasını, akmasını kolaylaştırmak
- “Özellikle gıcık şeklindeki öksürüklerde balgamı sökerek rahatlamaya yardımcı olur.”— İ. Sarı
-
8.
(-den) Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek
- “Saplandığı fikirlerden sökemezdiniz.”— Y. Z. Ortaç
-
9.
(mec.) Okuyabilme becerisini kazanmak
- “Bunların Fransızcasını sökmek bir mesele, manalarını sökmek ikinci bir meseledir.”— R. N. Güntekin
-
11.
(nsz., tkz.) Gelmeye başlamak veya çıkagelmek
- “Şermin'le Nermin tam bir saat sonra yani saat beş buçukta söktüler.”— H. E. Adıvar