sıkıntı

Bitigçi Sözlük Maddesi

sıkıntı

(a., mec.)
· 5 meanings · 0 occurrences

Meanings

  1. 1.

    (a.) İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor

    • “İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı.”— P. Safa
  2. 2.

    Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli ruhsal huzursuzluk; ağırlık, karanlık, kasavet, mihnet

    • “Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm.”— A. Gündüz
  3. 3.

    Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı

    • “İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim.”— S. F. Abasıyanık
  4. 4.

    Bulunmama durumu

    • “Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi.”— İ. O. Anar
  5. 5.

    (mec.)sorun

    • “Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu.”— B. Felek

Compound Words

can sıkıntısı, geçim sıkıntısı

Entry history and citation

Loading the current content revision and documented editorial events.

Related Entries

The definition, field tag and the word family partnership are selected in the dictionary entry.

Computing the live valency profile

Scanning aligned surface-lemma sequences and complement patterns in T-BDLD.

Loading graph theory results

Calculating the word's connection network in the collection.

Context Dynamics

Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.

Kaynak yayın tarihleri yükleniyor...

Loading corpus details

T-BDLD frequency, inflected form, field/structure data are being prepared.

%5
%5