taşımak
(-i, nsz., mec.)
· 8 meanings · 0 occurrences
Meanings
-
2.
Üstünde bulundurmak
- “Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı.”— Y. K. Beyatlı
-
3.
Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
- “Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur.”— S. Birsel
-
6.
(mec.) Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
- “İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler.”— İ. Özel
-
8.
(nsz., mec.) Duymak, hissetmek
- “İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar.”— T. Dursun K