kör
(sf., mec.)Anlamlar
-
1.
(sf.) → görme engelli
-
2.
Keskinliği yeterli olmayan
- “Günün birinde ihtiyar çoban koyunun birini kör bir makasla kırkıyordu.”— İ. H. Baltacıoğlu
-
3.
(mec.) Az aydınlık veren
- “Ampulün kör ışığı, dükkânı alaca bir loşluğa boğmuştu.”— M. Yesari
-
4.
(mec.) Bakış ve değerlendirme açısı dar olan
- “Vakıa bu kör siyaset yüzünden Türklük Rumeli'den çıktı.”— Y. K. Beyatlı
-
7.
(mec.) Duyarlığını yitirmiş
- “Muhitimiz bize karşı her an kör, sağır ve şuursuzdur.”— A. Ş. Hisar
Birleşik Sözcükler
körağaç, kör alan, kör baca, kör bağırsak, kör balta, kör boğaz, kör çapa, kör dövüşü, kör duman, kördüğüm, körebe, kör fare, kör hat, kör kadı, kör kandil, kör kaya, kör köstebek, kör kurşun, kör kuyu, körkütük, kör nişancı, kör nokta, kör ocak, köroğlu, kör sıçan, kör şans, kör şeytan, kör talih, kör tapa, kör topal, kör uçuş, kör yılan, körü körüne, bakar kör, elinin körü, gecenin körü, renk körü, üstünkörü, sabahın körü