yumuşak
(sf., mec., db.)Anlamlar
-
2.
Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı
- “Kadife gibi ince ve yumuşak olan bu arakiyeler de çok iyi saklanmıştır.”— A. H. Çelebi
-
4.
Kolaylıkla işlenebilen
- “Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış.”— M. Ş. Esendal
-
5.
Kolay çiğnenen, kolay kesilen
- “Yumuşak ekmek.”
-
9.
(mec.) Sessiz, hafif
- “Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır.”— A. Ş. Hisar
-
10.
(db.) → tonlu
Birleşik Sözcükler
yumuşak ağızlı, yumuşak başlı, yumuşak buğday, yumuşak damak, yumuşak iniş, yumuşak karın, yumuşak sessiz, yumuşak su, yumuşak ünsüz, yumuşak yüzlü, başı yumuşak, yüzü yumuşak