yüksek

Bitigçi Sözlük Maddesi

yüksek

(sf., a., mec.)
· 9 anlam · 0 geçiş

Anlamlar

  1. 1.

    (sf.) Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı

    • “Mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı.”— Ömer Seyfettin
  2. 2.

    Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan; ali, mürtefi

  3. 3.

    Güçlü, şiddetli olan

    • “Yüksek basınç. Yüksek gerilim.”
  4. 4.

    Etkili olan

    • “Gönlünün matemiyle mağrur olan kimseye / Cihanın acep hangi sevinci yüksek gelir?”— E. B. Koryürek
  5. 5.

    Derece veya makamı bakımından üstün

    • “Yüksek kurul.”
  6. 6.

    Normal değerlerin üstünde olan

    • “Türk milletinin karakteri yüksektir.”— Atatürk
  7. 7.

    (a.) Yukarıda, üst tarafta olan yer

    • “Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu.”— M. Ş. Esendal
  8. 8.

    (mec.)erdemli

    • “Vatana gözyaşı döktünse eğer / Varlığın bu yüksek gururu anlar”— E. B. Koryürek
  9. 9.

    (mec.) Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan

    • “Yüksek sosyete.”

Birleşik Sözcükler

yüksek adrenalin, yüksek atlama, yüksek basınç, yüksek fırın, yüksek fiyat, yüksek gerilim, yüksek kan basıncı, yüksek lisans, yüksekokul, yükseköğrenim, yükseköğretim, yüksek ses, yüksek sosyete, yüksek tabaka, yüksek tahsil, yüksek teknoloji, yüksek yaylak, gözü yüksekte

Madde geçmişi ve atıf

Güncel içerik sürümü ve kayıtlı editoryal olaylar yükleniyor.

İlgili Sözler

Tanım, alan etiketi ve sözcük ailesi ortaklığına göre seçilen maddeler.

Değerlik profili canlı hesaplanıyor

T-BDLD içindeki yüzey-lema dizileri ve tamlayıcı örüntüleri taranıyor.

Graf kuramı sonuçları yükleniyor

Sözcüğün derlemdeki bağlantı ağı hesaplanıyor.

Bağlam Dinamikleri

Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.

Kaynak yayın tarihleri yükleniyor...

Derlem ayrıntıları yükleniyor

T-BDLD sıklık, çekimli biçim, alan/tür ve eşdizim verileri hazırlanıyor.

%5
%5