azmanlaşmak
fiilYaşına veya türüne göre olağandan çok iri ve güçlü hâle gelmek.
Sözcüklerle büyüyen
bir öğrenme yolculuğu.
Doğayı tanımak, birlikte yaşamak, araştırmak ve düşüncelerini anlatmak için. Sözcüklerin anlamlarını düzeyine göre keşfet; gerçek metinlerde nasıl kullanıldıklarını gör.
2316 madde · 4113 anlam · 4144 derlem tanığı

SÖZCÜKLERİ KEŞFET
Yaşına veya türüne göre olağandan çok iri ve güçlü hâle gelmek.
Bir işi başarmaya kesin olarak karar vermek ve bu kararı sürdürmek.
Bir amaca ulaşmak için güçlü bir kararlılık göstererek çaba harcamayı üstlenmek.
Birine bir suçu işlemeye karar verdirmek.
Başkasında belirli bir suçu işleme kararı oluşturarak onu bu eyleme yöneltmek.
Eski jeoloji metinlerinde, fosil içermediği düşünülen kayaçları nitelemek için kullanılan söz.
Bulunduğu yerin enleminden çok, su ve yer şekilleri gibi yerel koşullara bağlı olan coğrafi özellik.
Enleme bağlı iklim kuşaklarıyla doğrudan açıklanamayan; yer şekilleri, su veya ana kaya gibi yerel etkenlerle oluşan coğrafi olgu ya da özellik.
Havada en çok bulunan gazı oluşturan, canlıların yapısına da katılan element.
Simgesi N olan; atmosferde çoğunlukla iki atomlu gaz hâlinde bulunan ve proteinler gibi biyolojik bileşiklerin yapısına giren element.
İslam inancında, Allah'ın buyruğuyla insanların canını almakla görevli melek.
İslam geleneğinde ölüm sırasında canı almakla görevlendirildiğine inanılan ölüm meleğinin adı.
Küçük miktarlar hâlinde.
Bir şeyi her seferinde küçük bir miktar kullanarak veya vererek.
Biraz, sınırlı ölçüde.
Miktarı veya derecesi az olmakla birlikte tamamen yok olmayan ölçüde.
Bir ölçüde, tamamen olmasa da.
Miktarı kesinleştirilmeden, belirli bir derecede.
Gerçekleşmesine çok az kalmışken; neredeyse.
Bir olayın gerçekleşme sınırına çok yaklaşıldığını belirten söz.
Gelişme bakımından beklenen veya karşılaştırılan düzeye henüz ulaşmamış.
Yapısı, yetenekleri veya işlevleri bakımından gelişimi sınırlı kalmış, karşılaştırılan örneklere göre daha düşük bir gelişme düzeyinde bulunan.
Üretim, eğitim, sağlık ve altyapı olanakları sınırlı olan ülke için kullanılan niteleme.
Ekonomik üretim kapasitesi, gelir ve toplumsal hizmetlere erişim gibi alanlarda gelişme düzeyi sınırlı kalan ülkeleri niteleyen söz; tek başına değişmez bir ülke sınıflaması belirtmez.
Bir kişinin babasının annesi olan kadın akraba.
Önceki kuşaktan bir erkeğin çocuğuna bıraktığı değerli varlık veya yakınlık bağı, maddi bir eşya ya da servetin yanı sıra onun sağlığında kurulmuş ve ölümünden sonra da sürdürülen dostluğun sonraki kuşağa aktarılmış biçimi.
Genç birine hayatını daha doğru yönlendirmesi için olgun bir kimsenin verdiği rehberlik, yıllar boyunca karşılaştığı olaylardan öğrendiklerini koruyucu bir yakınlıkla aktararak olası güçlükler ve yanlış seçimler konusunda yol gösterme.
Bir ailede kuşaklar arası bağlılığın erkek ebeveynin çizgisinden kurulması, akrabalık aidiyetinin, mal aktarımının ve toplumsal konumun anne kolu yerine öncelikle veya yalnızca erkek soy hattı esas alınarak belirlendiği düzen.
Erkek ebeveynin köken aldığı aile kolundaki akrabaların bütünü, bu kişinin soyundan geldiği önceki kuşaklar ile kardeşlerinden uzanan yakınlık bağlarını kapsayan ve annesi üzerinden kurulan akrabalıklardan ayrı değerlendirilen soy çevresi.
Kişinin erkek ebeveyninden kendisine kalan ve onun anısını yaşattığı düşünülen eşya ya da varlık, maddi değerinin yanı sıra aile geçmişiyle kurduğu bağ nedeniyle saklanan veya sonraki kuşaklara aktarılan hatıra niteliğindeki şey.
İç veya dış yüzeylerin rengini yenilemek ve lekelerini örtmek için sürülen sulu kaplama; fırça ya da ruloyla yayılır, kuruyunca ince bir kat oluşturur.
Yapının iç ya da dış yüzeyini yenilemek amacıyla önce kir ve gevşek katmanlardan arındırıp uygun sulu karışımı fırça veya ruloyla uygulamak, kuruduğunda yüzeyin rengini ve temiz görünüşünü değiştiren ince bir örtü oluşturmak.
Kabuğu çıkarılmış yemişin ince ve sertleşmiş tatlı bir örtüyle çevrilmesiyle hazırlanan, çiğnendiğinde dış katmanı kırılıp içi hissedilen, çoğunlukla kutlanacak günlerde ikram edilen küçük parça biçimindeki şekerleme.
Yemiş çekirdeğinin ezilip sıkılmasıyla çıkarılan, cilde sürüldüğünde esneklik sağlayan veya işlenmiş hayvan postlarının sertleşmesini önleyen, elde ediliş biçimine göre saflığı değişebilen açık sarı renkli ve hafif kokulu bitkisel sıvı.
Yerde otururken dizlerin yana doğru açılıp iki bacağın gövdenin önünde çapraz konuma getirildiği duruş; eller serbest kalır ve sırt dik tutulabilir.
Bir bütünün parçaları temel özellikleri bakımından birbirinden keskin biçimde ayrılmayan, dağılımı boyunca aynı yapıyı gösterdiği için herhangi bir bölümüne bakıldığında genel niteliği anlaşılabilen; mütecanis, homojen.
BİRİKEREK BÜYÜYEN SÖZLÜK
Düzeyi her anlam için ayrı öneriyoruz. Yakın çevredeki somut anlamlardan bilimsel ve soyut anlamlara ilerliyoruz. Örneğin bitkinin kökü ile bir sözcüğün kökü aynı öğrenme amacına hizmet etmiyor.
Yakın çevreyi tanıma, birlikte yaşama ve öğrenme alışkanlıkları.
Araştırma yapma, bilgiyi karşılaştırma ve kavramlar arasında ilişki kurma.
Soyut düşünme, bilimsel açıklama ve eleştirel okuma.
Tanımlar, öğrenme amaçları ve düzey önerileri BİTİGÇİ özgün içerik üretimi kapsamında hazırlanır. Düzeyler sınıf bantlarına göre başlangıç önerisidir; her öğrencinin sözcük deneyimi farklıdır. Sözcük sıklığı tek başına düzey belirlemez; anlamın somutluğu, gerekli ön bilgi ve öğrenme amacı birlikte değerlendirilir.
Tanıklar Bitigçi derlemindeki cümlelerden seçilir. Alıntı, kaynağı ve derlem cümle numarasıyla gösterilir. Yalnız noktalama çevresindeki boşluklar okunabilirlik için düzenlenir; cümlenin bir bölümü seçilmişse belirtilir. Tanıklardaki dil, yazıldığı kaynağın dilidir.
Özgün çizim ve animasyonlar öğrenmeye yardımcı olmak için hazırlanır; kaynak metinden alıntı sayılmaz. Görseller alternatif metinle, animasyonlar durdurma ve adımlama denetimleriyle sunulur.
Sınıf bantları için: MEB İlkokul Türkçe, MEB Ortaokul Türkçe ve öğretim programları.
/karşılaştır umut ile ümit