Bitigçi
Bitigçi Etimoloji Atlası
Sözcüklerimiz nereden geldi, yüzyıllar içinde nasıl söylendi, ne anlama geldi? Atlas, her sözcüğün kökenini kaynaklarıyla, Orhon yazıtlarından bugüne biçim ve anlam yolculuğunu ve Türkçenin tarihsel dönemlerindeki gerçek tanıklarını gösterir.
Bu atlas sürekli güncellenir. Son güncelleme: 15 Ekim 2026, 00:12 (Türkiye saati)
- sözcük
- 378
- kaynak
- 39
- tarihsel tanık
- 98.320
- en eski kayıt
- 8. yy.
Görsellerle atlas
Görseller hazırlanıyor…
Bunu biliyor muydunuz?
Kategoriler
Sözcükler
- abla Aynı ana babadan ya da bunlardan yalnız birinden olan çocuklar arasında, sözü edilen kişiden önce dünyaya gelmiş kız kardeş; aile içinde ona seslenirken adının yerine de söylenir, kimi yörelerde aba ya da bacı diye anılır.
- ad (I) Bir canlıyı, yerleşim birimini, eşyayı ya da kavramı benzerlerinden seçip gösteren, çağrılırken, yazılırken ve üzerine konuşulurken ona gönderme yapmayı sağlayan, konmuş ya da gelenekle yerleşmiş sözcük veya sözcük dizisi; isim, nam.
- ad (II) Arapçadan alınma, bugün çoğunlukla "addetmek", "addolunmak" gibi birleşik fiillerde yaşayan; nesneleri birer birer ele alıp kaç tane olduklarını bulma ya da bir şeyi belli bir değerde, belli bir türden görüp öyle kabul etme eylemi; sayma, tadat.
- adam Kadın ya da erkek ayrımı gözetilmeksizin ele alınan herhangi bir insan bireyi; özellikle kişi başına düşen payın hesaplandığı sayımlarda, can kaybından söz edilirken ve konuşanın kendisini de içine alan genel yargılarda anılan kişi, "insan".
- ahududu Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus)
- aile Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik; ev, familya
- ak Karın ve sütün görünüşünde belirgin olan, ışığı güçlü biçimde yansıtan renk; beyaz.
- akrep (I) Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek; kuyruklu (Scorpio)
- al (I) → kırmızı
- alan Çevresindeki yerlerden açıklığı ve genişliğiyle ayrılan, toplanmaya veya çeşitli etkinliklere elverişli düz yer; meydan, saha.
- alma Almak işi; ahzetme, ittihaz, kabız
- alınmak Alma işi yapılmak
- am → dişilik organı
- amaç Çalışmanın niçin yürütüldüğünü ve başarıya ulaşıldığında neyin değişmiş olacağını açıklayan beklenen bitiş noktası; kaynakların nereye ayrılacağını gösterir, seçenekler arasında öncelik kurmaya yardım eder; erek, gaye, garaz, kasıt, maksat, murat, niyet.
- amca Babanın erkek kardeşi; baba yarısı, emmi
- an (I) Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası; lahza, dakika
- an (II) İki tarla arasındaki sınır
- an (III) → bellek
- analiz → çözümleme
- anason Kurutulmuş tanelerinin baharlı aromasıyla tanınan otsu tarım türü. Öğütülerek çeşitli yiyecek ve içeceklere tat verir; aromanın gücü yetiştirme koşullarıyla saklama süresine göre değişir, ince yapraklı gövdesi yazın gelişir.
- anlam Bir söz, davranış veya olayın onu algılayan kişide oluşturduğu düşünce, içerik ya da yorum; mana.
- araştırma Bilinmeyen bir konunun izini sürme; sorulara yanıt bulmak için çeşitli kaynaklara başvurma, karşılaşılan ipuçlarını denetleme ve bunlardan bir sonuca ulaşmaya çalışma. Kişi bunu gündelik bir karar öncesinde de bir iddiayı sınarken de yapabilir; araştırı, tetkik.
- ardıç Yıl boyunca yeşil kalan, iğne veya pul biçimli yaprakları ve küçük kozalaklarıyla tanınan ağaç ya da çalı. Türlerine göre dağlık ve kurak alanlarda yetişir; odunu ve hoş kokulu kozalakları farklı alanlarda değerlendirilir.
- armut Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç (Pyrus communis)
- arpa Buğdaygillerden bir bitki (Hordeum vulgare)
- art → arka
- artmak (I) Büyük heybe
- artmak (II) → çoğalmak
- artık Yenilen, içilen veya kullanılan bir şeyden tüketilmeyip geriye kalan (parça).
- arı (I) Yabancı şeylerden arınmış
- arı (II) Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica)
- aslan Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, kısa, yuvarlak başlı, kısık boyunlu, yuvarlak kulaklı, kaslı, derin göğüslü, devetüyü, gri, koyu kahverengi veya sarımsı kırmızı renkli kürkü olan, yırtıcı, erkekleri yeleli, kuyruğunun ucu püsküllü, güçlü bir tür memeli; arslan
- ata Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri; baba, dede, cet
- atmaca Accipitridae ailesine ait, ağaçlık alanda ufak gövdesine göre iri gagasıyla serçe boyundaki ötücüleri ve kemiricileri yakalayan, kısa ve enli kanatları ile uzamış bacak ve kuyruğu sayesinde çevik uçabilen, av için eğitilebilen tür; akkuş (Accipiter nisus).
- aynı İlgili özellikleri bakımından birbirinden ayırt edilemeyecek kadar eş olan (kişi, şey); tıpkı.
- ayrıca Ayrı olarak; başkaca, antrparantez
- ayı Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan; kocaoğlan (Ursus arctos)
- az Sayı, miktar, süre veya güç bakımından beklenen ya da karşılaştırılan düzeyin altında kalan; çok karşıtı.
- açı Geometride, ortak bir başlangıç noktasından ayrılan iki ışının ya da kesişen iki düzlemin arasında kalan, kolları arasındaki ayrışma derece veya radyanla ölçülen şekil; eski dilde "zaviye" diye de bilinir.
- açık Kanadı, sürgüsü, tıpası ya da perdesi çekilmiş, iki kenarı birbirinden ayrık tutulan; içerisiyle dışarısı arasında girip çıkmaya, bakmaya, hava ve ışık dolaşmasına engel oluşturmayan (pencere, kutu, şişe, göz, ağız).
- açıklama Konuşmada, yazıda ya da bilimsel çalışmada, kapalı, karmaşık veya yadırganan bir konunun nedenlerini, işleyişini ve parçaları arasındaki bağları sırasıyla ortaya koyarak onu kavranır kılan anlatım ya da akıl yürütme; izah, tavzih.
- ağabey Büyük erkek kardeş; ağa, aka, ede, efe
- bacı → kız kardeş
- bakmak Bakışı bir şey üzerine çevirmek
- baykuş Çoğu türü geceleri avlanan, başını geniş açıyla çevirebilen ve uçarken az ses çıkaran yırtıcı kuş. İleriye bakan büyük gözleri loş ortamda seçmeyi kolaylaştırır; bazı türlerin başında kulak sanılan tüy çıkıntıları vardır.
- bağlı Bir bağ ile tutturulmuş olan
- başka Diğer şeylere benzemeyen; özge
- başlamak Bir işe girişmek, harekete geçmek
- belirtmek Bir düşünceyi, kararı veya gözlenen ayrıntıyı başkalarının anlayabileceği kadar açık biçimde sözle ya da yazıyla ortaya koymak. Belirsiz kalan yönleri ayırır, böylece dinleyen veya okuyan kişi neyin kastedildiğini izleyebilir; tebarüz ettirmek.
- ben (I) Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke veya kabartı
- ben (II) Olta veya tuzağa konulan yem
- ben (III) Teklik birinci kişiyi gösteren söz
- biber Patlıcangillerden, ana vatanı Meksika, Orta ve Güney Amerika olan, bir yıllık, otsu bir bitki (Capsicum annuum)
- biberiye Akdeniz kökenli, yıl boyunca yeşilliğini koruyan, iğnemsi aromatik yapraklarıyla yemeklere çeşni veren, odunsu sürgünlü, iki dudaklı çiçeği mavi, beyaz veya seyrek pembe olabilen, Lamiaceae ailesinden çalı (Salvia rosmarinus, eş adı Rosmarinus officinalis).
- bilgi İnsanların doğayı, toplumu ve kendilerini anlamak için kuşaklar boyunca oluşturup sınadığı birikim; tek tek bulguların ötesine geçerek kavramları, açıklamaları ve bunlar arasındaki ilişkileri kapsar; bili, malumat.
- birlikte Bir arada, beraberce; hep beraber
- birçok Tek tek sayılmayan, fakat az olmadığı açıkça anlaşılan sayıda varlığı gösteren belgisiz sıfat. Adın önüne gelerek topluluğun genişliğini gösterir; kesin nicelik bildirmediği için bağlama göre farklı büyüklükte kümeleri kapsar; bir dolu, sürü sepet, müteaddit.
- biz (I) Çokluk birinci kişiyi gösteren söz
- biz (II) Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç; tığ (I)
- biçim (I) Kumaş, kâğıt, ot veya benzeri bir malzemeyi belirli sınırlarından keserek istenen parçaya dönüştürme eylemi. Çizilmiş ölçüye göre yapılan işlemde ortaya çıkan parçanın kenarı, boyutu ve kullanım amacı kesim kararını belirler.
- biçim (II) Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü; hat, şekil, eşkâl, model
- boyut Cisme ait uzunluğun, derinliğin ve genişliğin ifade ettiği bütün; ebat
- boz Açık toprak rengi
- bugün İçinde bulunulan gün
- bulunmak Bulma işine konu olmak
- burada Konuşanın içinde olduğu yahut yakın sayıp işaret ettiği yerde, anlatımın odağındaki nokta veya onun çevresinde; uzak bir konuma gönderme yapmadan, bulunma ya da gerçekleşme yerini o anda gösterilen yakın alanla ilişkilendirecek biçimde.
- buğday Buğdaygillerden, karasal iklimin olduğu bölgelerde yetişen, un yapımında kullanılan tanelerini taşıyan kılçıklı çiçekleri olan, tek yıllık otsu bitki (Triticum)
- bölge Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası; havza, mıntıka, zon
- bölüm Bir bütünü oluşturan parçaların her biri; fasıl, kısım
- börülce Baklagillerden, fasulyeye benzer bir bitki; böğrülce (Vigna sinensis)
- böğürtlen Gülgillerden, bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen dikenli ve çok yıllık bir çalı; diken dutu, it üzümü, bük (II) (Rubus caesus)
- bülbül Karatavukgillerden, sesinin güzelliği ile tanınmış olan ötücü kuş; hezar (Luscinia megarhynchos)
- bütün → tam
- büyük Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne); cesim, makro, küçük karşıtı
- ceviz Cevizgillerden, kalın gövdeli, uzun ömürlü, sert kabuklu ve yağlı tohumlu meyve veren ağaç (Juglans regia).
- ceylan Kurak bölgelerin açık düzlüklerinde otlayarak yaşayan, tehlike anında ince ve uzun uzuvlarının sağladığı çeviklikle süratle kaçan, iri gözlü ve boynuzlugillerden, çift toynaklı otçul memeli türü; ahu, ceren, gazal (Gazella dorcas).
- damat Evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen ad; güvey, güveyi, eloğlu
- darı Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki; akdarı (Panicum miliaceum)
- davranış Bir kişinin içinde bulunduğu koşullara, kişilere veya olaylara karşı sergilediği tutum ve eylem biçimi.
- dayı Annenin erkek kardeşi
- dede Torunu olan erkek; büyükbaba, büyükpeder
- denizanası Tuzlu sularda yaşayan, gövdesi ince ve yayvan bir disk görünümünde olan, ışığı geçiren jelimsi dokusuyla su içinde serbest hareket eden, çevresindeki dokunaçlarla besinini yakalayan ve sölenterler arasında yer alan omurgasız hayvan; pelte, medüz.
- dereotu Tüy gibi bölünmüş yeşil yaprakları ezildiğinde belirgin rayiha veren, mutfakta taze veya kurutulmuş biçimde değerlendirilen ot. Yoğurtlu karışım, salata ve çorbaya eklenir; tohumları da ayrı bir çeşni olarak saklanabilir.
- destek Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz ağaç; dayak (II), payanda
- devam Sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme
- deve Kurak bölgelerde yol almak ve yük götürmek amacıyla yetiştirilen iri otçul. Geniş tabanlı ayakları kumda ilerlemesini kolaylaştırır; sırtında bir veya iki yağ deposu çıkıntısı vardır. Yuttuğu otu yeniden ağzına getirip çiğner.
- değer Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık; fehamet, kadir (I), kıymet
- dikkat Algı ve düşünceleri belli bir konuya yönelterek diğer uyaranları geri planda tutma hâli; kişi böylece izlediği ayrıntıları seçebilir, okuduğunu ya da dinlediğini daha iyi kavrayabilir ve yaptığı işi sürdürebilir.
- dil (I) Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ; tat alma organı
- dil (II) → gönül
- diğer → öteki
- domates Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin bir bitki (Lycopersion esculentum)
- doğru Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı
- durum İnsanın, nesnenin veya işin belirli andaki görünümünü oluşturan koşulların bütünü; çevre, eldeki imkânlar ve yaşanan değişmeler birlikte düşünülünce neyle karşı karşıya olunduğu anlaşılır; yer, vaziyet (I), hâl, hâlet, keyfiyet, mevki, manzara, pozisyon.
- dönem Belli özellikleri olan zaman parçası; periyot
- düşünce Kişinin bir konu üzerinde durup ulaştığı kanaat ya da kurduğu fikir; başkalarına aktarılabilir, bir karara dayanak yapılabilir ve yeni bilgilerle karşılaşıldığında gözden geçirilerek daha ayrıntılı hâle getirilebilir; fikir.
- düşünmek Aklından geçirmek, göz önüne getirmek; kurmak
- dış Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer; öte, hariç, iç karşıtı
- ebegümeci İşlenmemiş arazide ve yol çevresinde kendiliğinden yetişebilen, yuvarlağı andıran yeşil yapraklarıyla mor tonlu çiçeklerinden tanınan, taze sürgünleri kimi bölgelerde yemeklere eklenen, kökü birkaç yıl canlı kalabilen otsu bitki.
- edilme Bir işin yapılması, gerçekleştirilmesi veya bir varlığın belirli bir duruma getirilmesi.
- edilmek Bir işin öznesi belirtilmeden gerçekleşmesi ya da eylemin başka bir kişi tarafından nesne üzerinde yürütülmesine konu olmak, söz konusu etkinliğin yapıcısı değil sonucundan etkilenen tarafı durumuna getirilmek; yapılmak.
- ekonomik Ekonomi ile bağlantılı; iktisadi.
- el (I) Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü; dest, pençe
- el (II) → yabancı
- el (III) → yurt
- elma Gülgillerden, çiçekleri pembe veya beyaz bir ağaç (Pyrus malus)
- en (I) Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık; genişlik, arz (II), boy, uzunluk karşıtı
- en (II) Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret
- en (III) Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime
- enişte Ailede kız kardeş, hala veya teyzenin evlilik yoluyla getirdiği erkek akraba. Yakınlığın derecesi kiminle evli olduğuna bağlıdır; kan bağından doğmayan bu ilişki, gündelik konuşmada bir seslenme sözü olarak da yaşayabilir.
- erkek Yetişkin adam; bay (II), er (I), er kişi, kişi
- eser Emek sonucu ortaya konan ürün; yapıt
- eski Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan; ezelî, ihtiyar (I), yeni karşıtı
- etki İnsanların ya da çevredeki etmenlerin düşünceleri, davranışları ve işlerin akışını yönlendirme kapasitesi; her zaman doğrudan görülmez, ortaya çıkan değişiklikler ve karşılaştırmalarla anlaşılır; yardım, tesir, rol.
- etme Bir işi gerçekleştirme, bir davranışta bulunma veya bir şeyi belirli duruma getirme işi.
- ev Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer; bark, ev bark, beyit, dar (IV), hane, mekân
- eğitim Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme; terbiye
- eşek Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı; merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)
- faaliyet Bir yerde bulunan canlılık, hareketlilik durumu
- fare Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan (Mus)
- fark Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik; ayırt, ayrım
- farklı Karşılaştırılan kişi, nesne veya durumla aynı özellikleri taşımayan, seçilen ölçü bakımından ondan ayrılan. Ayrım renk ya da biçim gibi görülebilir bir yönde olabileceği gibi düşünce, kullanım veya sonuçta da ortaya çıkabilir; değişik, ayrımlı, daha bir, alternatif.
- fazla Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan; ziyade
- fesleğen Lamiaceae ailesine ait, çoğunlukla tek sezonluk, oval yaprakları aromalı, taç örtüsü beyaz ya da pembe, Akdeniz çevresinde de bahçe ve saksıda büyütülerek bezeme ve yemeklere tat katma amacıyla değerlendirilen otsu tür; reyhan (Ocimum basilicum).
- fındık Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genellikle Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana)
- fıstık Antep fıstığı, çam fıstığı veya yer fıstığı denilen yemişlerin genel adı
- gelin Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın; elkızı
- genel Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan; umumi
- gerekmek Bir şeyin yapılabilmesi veya gerçekleşmesi bazı nesne, fiil vb.ne bağlı olmak; gerek olmak, lazım olmak, icap etmek, iktiza etmek
- gerçek Yalan olmayan, doğru olan şey; çın, ciddi, hakikat
- geyik Geyikgillerden, erkeklerinin başında uzun ve çatallı boynuzları olan memeli hayvan (Cervus elaphus)
- gri → kül rengi
- grup Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün; küme, takım
- görev Kişinin, aracın veya bir parçanın belli bir düzende üstlendiği iş; bütüne nasıl katkıda bulunduğu ve hangi sonuca hizmet ettiği bu işten anlaşılır, çevresindeki ögeler değiştiğinde yaptığı şey de farklılaşabilir.
- görülmek Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek
- görüş Görmek işi
- göstermek Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek
- güvenlik Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu; emniyet
- güvercin Kısa gövdeli, sık tüylü ve güçlü uçuşlu kuş; yabani toplulukları da insan yakınında yetiştirilen türleri de bulunur. Tohum ve tanelerle beslenir, yuvasına dönme eğilimi nedeniyle haber taşımada da kullanılmıştır.
- güç (I) Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği; çelim, efor
- güç (II) Ağır ve yorucu emekle yapılan; meşakkatli, kolay karşıtı
- hak (I) Doğru, gerçek
- hak (II) Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma; kazı (I)
- hal (I) Çözme, çözülme
- hal (II) Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer
- hal (III) Tahttan indirme
- hareket Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
- hasta Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken (kimse, hayvan, organ); rahatsız, sayrı, sökel, alil, pestil
- havuç Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen, iki yıllık otsu bir kültür bitkisi; pürçekli, yeregeçen (Daucus carota)
- hayat (I) Canlı, sağ olma durumu
- hayat (II) Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa
- haşhaş Tarlada bir mevsim gelişip çiçek açan, ardından başçıklarında çok sayıda küçük tane oluşturan tarım ürünü. Taneleri yağ ve gıda üretiminde değerlendirilir; olgunlaşmamış kapsülün özsuyu afyon yapımının kaynağıdır.
- hedef Atılan okun, topun veya yöneltilen ışığın ulaşması istenen belirli nokta ya da nesne; konumu önceden seçilir, isabet edip etmediği atıştan veya yöneltmeden sonra anlaşılır, spor karşılaşmalarında puan kazanılacak alan olarak da düzenlenebilir; nişangâh.
- hizmet Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma
- hiç Olumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz
- horoz Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı
- hurma → hurma ağacı
- hıyar (I) Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitki (Cucumis sativus)
- hıyar (II) Bir şeyi seçmekte veya yapıp yapmamakta özgürlük
- ifade → anlatım
- ihtiyaç → gereksinim
- ikinci İki sayısının sıra sıfatı
- ilgili İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan; alakalı, alakadar, müntesip
- ilk Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen; öncel, son karşıtı
- incir Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli bir ağaç (Ficus carica)
- inek Dişi sığır; sarıkız
- insan Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı; adam, âdem, âdemoğlu, insanoğlu, kişioğlu, beniâdem, benibeşer, fâni, in (II)
- istemek İstek duymak; arzulamak
- içeri İç taraf, içteki bölüm, dışarı karşıtı
- iğde İğdegillerden, kokulu, sarı çiçekleri olan, çalı biçiminde bir ağaç (Elaeagnus)
- işlem Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi; muamele
- kabak Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita)
- kabul Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma
- kadın Erişkin dişi insan; hatun, hatun kişi, bayan, karı, nisa, zen
- kahverengi Kavrulmuş kahvenin rengi
- kaplan Turuncuya yakın postu üstündeki koyu çizgilerle kolay tanınan, iri yapılı yaban kedisi. Asya'nın çeşitli yaşam alanlarında tek başına avlanır; çizgilerin düzeni bireyden bireye değişir ve otların arasında gizlenmesine yardım eder.
- kapsam Bir şeyin içinde bulunan veya içine aldığı ögelerin bütünü; şümul
- karabiber Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerinin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum)
- karanfil Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus)
- karar Seçenekleri tarttıktan sonra izlenecek yolu belirleyen irade ve yargı; kişi ya da topluluk bu aşamada hangi adımı atacağını seçer, sonraki davranışlarını da seçiminin doğuracağı sonuçlara göre düzenler.
- karga (I) Kentin ve kırın farklı yiyecek kaynaklarına uyum sağlayabilen, koyu görünümlü ve güçlü gagalı kuş. Uçuşta açılan büyük telekleri belirginleşir; yerde besin toplar, ağaçlarda barınır ve çevresindeki değişiklikleri hızla öğrenir.
- karnabahar Brassicaceae ailesinden, lahanadakini andıran geniş yeşil yapraklarının ortasında henüz açılmamış tomurcukları sıkıca birleşerek taneli, etleşmiş ve dolgun bir baş oluşturan, bu bölümü çeşitli yemeklerde kullanılan otsu tarım ürünü; karnabit (Brassica oleracea botrytis).
- kartal Geniş kanatları, güçlü pençeleri ve keskin görüşüyle avlanan iri yırtıcı kuş. Açık arazide veya dağlık bölgelerde yüksekten uçar; yuvasını ulaşılması güç kaya yüzeylerine ya da yüksek ağaçlara çoğunlukla tek başına kurar.
- karınca Zar kanatlılardan, toplu olarak yaşayan, yuvaları toprağın altında olan ve birçok türü bulunan böceklerin genel adı (Formica)
- katır Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan, genelikle kısır olan melez hayvan.
- kavak Genellikle suya yakın alanlarda hızlı büyüyen, dik gövdeli ve yapraklarını mevsim sonunda döken ağaç. Bazı türlerinin odunu hafif kereste yapımında kullanılır; geniş yaprakları rüzgârda kolayca hareket eder.
- kavram Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı; mefhum, fehva, konsept, nosyon
- kaynak (I) Bir suyun çıktığı yer; eşme, göz, kaynarca, pınar, memba
- kaynak (II) İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi
- kaz Perde ayaklı, uzun boyunlu; suda ve karada yaşayabilen, yabani veya evcil olarak bulunan kuş (Anser).
- kekik Lamiaceae ailesinden, dallarının dip bölümü sertleşen, ufak yaprakları gövdede çiftler hâlinde gelişen, aktan gül rengine veya kırmızıya değişen başaksı çiçekleri yemeklere aroma veren, belirgin kokulu bir ot türü (Thymus vulgaris).
- kelebek Pul kanatlılardan, vücudu ve iki çift kanadı ince pullarla örtülü olan çok sayıdaki böcek türüne verilen genel ad.
- kenevir Uzun sapındaki dayanıklı lifler ip ve kaba dokuma üretiminde değerlendirilen, farklı yetiştirme biçimleriyle değişik kullanım alanları kazanan, bu lifli gövdesiyle tanınan otsu bitki; kendir (Cannabis sativa).
- kereviz Kalın sapı ve etli alt bölümü çorba, salata ve sıcak yemekte değerlendirilen keskin aromalı otsu tür. Serin mevsimde gelişir; parçaları doğranıp pişirilebilir veya taze tüketilebilir, kokusunu belirleyen bileşenler tadına da yansır.
- keçi Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, genellikle çenesinde sakalı olan memeli hayvan (Capra hircus)
- kimyon Maydanozgillerden, 50 santimetre yüksekliğinde, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık, güzel kokulu ve otsu bir bitki (Cuminum cyminum)
- kitap Ciltli veya ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü; betik
- kontrol → denetleme
- konu Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum; bap, mevzu, süje
- konuşmak Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak
- koyun (I) Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries)
- kullanmak Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
- kullanılmak Kullanma işine konu olmak; yemek (II)
- kullanım Kullanma, yararlanma
- kurbağa Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan
- kurt (I) Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan; börü (Canis lupus)
- kurt (II) Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan; böcü
- kurum (I) Bacalarda biriken kalın is
- kurum (II) Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik; müessese
- kurum (III) Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı; azamet, gurur
- kuzu Koyun yavrusu
- kültür Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü; hars, ekin
- kızıl Parlak kırmızı renk
- lale Zambakgillerden, yaprakları uzun ve sivri, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte bir süs bitkisi (Tulipa gesneriana)
- leylek Sulak arazide ince ayakları üzerinde yürüyüp sivri gagasıyla küçük canlılar arayan iri kuş. Ak gövdesi uçuşta koyu kanat uçlarıyla ayrılır; yaz sonunda güneye yönelir, kışı Afrika’nın sıcak kuşağında geçirip yeniden yuvasına döner.
- madde Duyularla algılanabilen nesne
- mandalina Turunçgillerden, ılıman iklimlerde yetişen ve portakala çok benzeyen bir ağaç (Citrus nobilis)
- marul Geniş, yumuşak yaprakları için yetiştirilen ve çoğunlukla çiğ tüketilen sebze bitkisi. Yaprakların dizilişi türüne göre sık bir baş oluşturabilir veya açık kalabilir; salatada ve başka soğuk yiyeceklerde kullanılır.
- maydanoz Salata ve yemeklerde taze sürgünleriyle yararlanılan, aromatik kokusu ve dilimli yeşilliğiyle tanınan, çoğunlukla iki mevsimlik gelişen, çiçeklenince yaklaşık 50-80 cm boya erişebilen Apiaceae ailesinden bir sebze otu (Petroselinum crispum).
- menekşe Menekşegillerden, bir veya çok yıllık otsu bir bitki (Viola tricolor)
- merkez Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri
- meşe Kayıngillerden, yaz kış yapraklarını dökmeyen türleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı (Quercus)
- mi Gam dizisinde re ile fa arasındaki ses ve bu sesi gösteren nota işareti
- milyon Bin kere bin, 1.000.000
- model Resim, heykel vb. yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse; örnek
- mor Kırmızı ile mavinin karışımından ortaya çıkan renk, menekşe renginin kırmızıya çalanı
- muz Muzgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, bir çenekli, çok yıllık bir bitki (Musa sapientum)
- mısır Buğdaygillerden, gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, erkek çiçekleri tepede salkım durumunda, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir kültür bitkisi; darı, kokoroz, lazut (Zea mays)
- nane Ballıbabagillerden, yaprakları sapsız, çiçekleri beyaz veya menekşe renginde, güzel kokulu, yaprakları baharat olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir kültür bitkisi (Mentha piperita)
- nar Nargillerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri büyük, koyu kırmızı renkte, küçük bir ağaç (Punica granatum)
- nasıl Bir işin ne biçimde, hangi yolla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz; ne (II), nice, nite
- neden Hangi koşul veya gerekçeyle bir şeyin ortaya çıktığını öğrenmek için sorulan soru sözü; konuşan kişi yalnız ne olduğunu değil, olaylar arasındaki bağı açıklayan yanıtı ister, karşılık olarak anlaşılır bir açıklama bekler; ne.
- nergis Nergisgillerden, bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte olan çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan, 20-80 santimetre yüksekliğinde, soğanlı bir süs bitkisi (Narcissus)
- nine Torunu olan kadın; büyükana, büyükanne, kadınnine, nene
- nokta Biçimi kalemin kâğıda bir defa dokunması ile meydana gelen ben gibi ufak şekil
- okul Her türlü eğitim ve öğretimin toplu olarak yapıldığı yer; mektep
- olay Belirli bir zamanda ve yerde gerçekleşen, öncesi ve sonrası bakımından anlatılabilen yaşantı ya da gelişme; küçük bir karşılaşma da geniş bir topluluğu ilgilendiren değişim de bu adla anılabilir; hadise, vaka.
- olma Olmak işi
- oluşmak Ayrı koşulların etkisiyle zaman içinde belirginleşip görülebilir bir sonuç hâline gelmek. Değişiklik önce küçük işaretlerle başlayabilir, aşamalar izlendiğinde sonucun hangi nedenlerle geliştiği daha iyi anlaşılır; teşekkül etmek.
- oluşturmak Ayrı parçaları, kişileri veya düşünceleri belirli bir amaç doğrultusunda bir araya getirerek daha önce bulunmayan bir bütün ortaya çıkarmak. Ortaya çıkan yapının nasıl işleyeceği, seçilen parçaların düzenlenişine bağlıdır.
- onlar (I) Ondalık sayı sistemine göre yazılan bir tam sayıda sağdan sola doğru ikinci basamak
- onlar (II) O şahıs zamirinin çokluk biçimi
- oran Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı; nispet, rasyo
- orta Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
- oğlak Sürüde henüz erişkin hayvanların boyuna ve üreme olgunluğuna ulaşmamış genç keçi. Doğumdan sonraki büyüme evresinde anne sütüyle beslenir; sözcük hayvancılıkta yaş grubunu, gündelik dildeyse yavru hayvanı belirtir.
- pamuk Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium)
- papatya Asteraceae ailesinden, boyu genellikle 20-50 santimetreye ulaşan, ilkbaharda beliren başçıklarında ak dilsi çiçekler altın renkli bir merkez çevresinde dizilen, yaşam döngüsünü tek mevsimde tamamlayan otsu tür; yoğurt çiçeği (Matricaria chamomilla).
- parti (I) Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk; fırka
- parti (II) Bir bütünün parçası
- patates Patlıcangillerden, yaprakları ve sürgünleri acı bir bitki (Solanum tuberosum)
- pembe Kırmızı ve beyazın karışımından ortaya çıkan renk
- pirinç (I) Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa)
- pirinç (II) Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşım
- politika Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü; siyaset, siyasa
- portakal Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç (Citrus aurantium)
- program Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü; izlence
- proje Değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış, maliyeti hesaplanmış, kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış, kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı
- pırasa Uzun beyaz gövdesi ile yassı yeşil yaprakları yemeklerde kullanılan soğan akrabası sebze. Katmanlı yapısı doğranarak pişirilir; çorba ve sıcak yemeklerde tadı belirginleşir, üretimi serin mevsimde yaygındır.
- roka Bostanlarda üretilen, turpgiller ailesinden, keskin aromalı yeşil yaprakları salatalara katılan, genellikle bir büyüme döneminde gelişimini tamamlayan ve çiçekli gövdesi seksen santimetreye erişebilen otsu tür ("Eruca sativa").
- sadece Sözü edilen kişi, nesne veya durumu ötekilerin arasından ayırıp kapsamı onunla sınırlayarak; ek bir ögenin hesaba katılmadığını belirtir. Cümlede sayıya, seçeneğe veya gerekçeye gelebilir ve sınırlamanın hangi bölümde olduğu yerine göre değişir; yalnız.
- safran Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 santimetre boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi (Crocus sativus)
- salatalık → hıyar (I)
- sayı Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonucunda ortaya çıkan birimlerin kaç olduğunu bildiren sözlerden her biri; adet
- sağlık Bireyin fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik durumunda olması, vücut esenliği; keyif, sıhhat
- sektör → kesim
- semizotu Salatalara ve pişmiş yemeklere hafif ekşi tat katan, yere yakın büyüyen yeşillik; küçük dallarıyla birlikte toplanabilir. Bahçede yetiştirilebildiği gibi yazın kendiliğinden de çıkar; pirpirim, semizot.
- serçe Evlerin saçaklarında ve kent ağaçlarında yuva kurabilen ufak ötücü. Tane ve böcek toplayarak beslenir, yıl boyunca aynı çevrede görülür; sabahları duyulan canlı cıvıltısıyla ve sürüler hâlinde gezinmesiyle tanınır.
- ses Kulağın duyabildiği titreşim; ün, çav (I), avaz, avaze, seda
- seçim Seçmek işi
- sik → erkeklik organı
- sikmek Erkek cinsel ilişkide bulunmak; bellemek (III).
- sincap Ormanlarda gövdeler arasında sıçrayarak hareket eden ufak kemirgen. Yemiş ve tohumları toplar, bir bölümünü sonraki günler için saklar; kabarık kuyruğu tırmanırken ve sıçrarken dengesini korumasına yardım eder; değin (II), çekelez.
- sinek Çift kanatlılardan, birtakım uçucu böceklerin genel adı; cibin
- sistem → düzen
- sivrisinek Çift kanatlılardan, sulak, bataklık yerlerde çok üreyen, insan ve memeli hayvanların kanıyla beslenen, birçok türü bulunan ve bir türü sıtma mikrobu aşılayan ve bulaşıcı hastalıkları yayan uçucu böcek (Culexpipiens)
- son Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan; encam, hatime, ilk karşıtı
- sonuç Yaşanan bir gelişmenin ardından ortaya çıkan ve onunla neden bağında bulunan durum; bazen hemen görülebilir, bazen zaman içinde belirginleşir, değerlendirilirken hangi etkenlerin ona yol açtığı araştırılır; netice.
- soru Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı; istifham, sual
- sosyal → toplumsal
- su (I) Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde; ab
- susam Susamgillerden, sıcak bölgelerde yetişen küçük bir bitki (Sesamum indicum)
- söylemek Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak; buyurmak
- söğüt Suyu bol alanlarda gelişen, ince ve esnek dalları ile uzun, dar yapraklarıyla tanınan ağaç ya da ağaççık. Bazı türlerinde dallar aşağı doğru sarkar; kıyı bitkisi olarak yetişir ve dalları geleneksel örücülükte değerlendirilebilir.
- sümbül Baharda tek bir sapın çevresinde sık demet hâlinde açan çiçekleri ve çevreye yayılan güçlü rayihasıyla yetiştirilen soğanlı süs bitkisi. Toprak altındaki bölümü kışın canlı kalır; sonraki mevsimde yeniden çıkar ve mor, pembe, ak gibi tonlarda açar.
- süre İşin, bekleyişin veya yaşanan dönemin ilk anından son anına dek ölçülen uzunluğu. Kimi işler için önceden ayrılır, kimi zaman ancak bittikten sonra hesaplanır, aynı işin süresi koşullara ve izlenen yönteme göre değişebilir; müddet.
- süreç Bir değişimin başlangıcından sonraki aşamalara uzanan gelişme akışı; her adım önceki koşullardan etkilenir ve sonrakiler için yeni bir ortam oluşturur, bu yüzden olup bitenler tek bir ana bakılarak tam anlaşılamaz; vetire, proses.
- sınıf Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri
- sıra Yan yana, art arda olan şey, olay veya canlıların tümü; dizi, kol (I), saf (I)
- tam → eksiksiz
- tarçın Defnegillerden, genellikle Asya'nın güneyinde yetişen ve değişik türleri bulunan bir ağaç (Cinnamomum)
- tavuk İnsanların yumurta ve et için yetiştirdiği, kümeste veya açık alanda beslenebilen evcil kuş. Gaga, kanat ve tüyleri bulunur, uçuşu sınırlıdır; dişisi yumurtlar, erkeğine horoz denir.
- tavşan (I) Tavşangillerden, eti yenen, hızlı koşan, kemirgen, postundan yararlanılan bir tür memeli (Lepus europeus)
- taşımak Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek; gezdirmek
- tek (I) Eşi, benzeri olmayan; vahit, yegâne
- tek (II) Sessiz, hareketsiz, uslu olan
- teknik Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi
- teknoloji Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi; uygulayım bilimi
- temel Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
- tere Sofrada taze yenerek yemeklere hafif yakıcı, biberimsi tat katan, genç sürgünleri demet hâlinde toplanıp pişirilmeden tüketildiğinde kendine özgü keskinliğini koruyan turpgillerden ince saplı, çabuk gelişen ot.
- tespit Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme
- test Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye yarayan sınama
- teyze Annenin kız kardeşi; ana yarısı, anne yarısı
- tilki Köpekgillerden, uzunluğu 90, kuyruğu 30 santimetre kadar, ırklarına göre çeşitli renklerde olan, ağız ve burnu uzun ve sivri, kümes hayvanlarına zarar veren, kürkü beğenilen bir tür memeli (Vulpes)
- toplam Ayrı ayrı sayılan veya ölçülen niceliklerin bir araya getirildiğinde ulaştığı bütün değer. Harcama, kişi sayısı veya yol uzunluğu için kullanılırken hangi parçaların hesaba katıldığı belirtilmezse aynı görünen iki toplam farklı sonuçları anlatabilir; mecmu, yekûn.
- toplum Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü; cemiyet
- toplumsal Tek bir kişinin özel yaşantısından çok, insanların birlikte yaşama biçimi ve aralarındaki ilişkilerle bağlantılı olan. Ortak alışkanlıklar, kurumlar ve bir olayın geniş çevreye etkisi bu nitelikle ele alınabilir; içtimai, maşerî, sosyal.
- torun Bir kimseye göre çocuğunun çocuğu
- turna Uzun boynu ve bacaklarıyla sulak çevrelerde beslenen, mevsim değişimlerinde geniş uzaklıkları aşan iri kuş. Çoğu zaman toplu hareket eder; yüksek sesli çağrıları ve birlikte uçuş düzeniyle tanınır, üreme alanlarına geri dönebilir.
- turuncu Sarı ve kırmızının karışımından ortaya çıkan renk, turunç meyvesinin rengi
- tüm (I) → bütün
- tüm (II) → tümsek
- tür Aynı çeşit varlıklar veya nesneler içinde ortak özellikleri bulunanların her biri; soy, cins, kabîl
- uygulama Bir kuralı, yöntemi veya düşünceyi yalnız sözde bırakmayıp gerçek bir durumda kullanarak sonucunu ortaya çıkarma; kılgı, uygu, tatbik, tatbikat, pratik.
- uygun Yakışır, yaraşır; mutabık, muvafık, reva, salih
- uzun İki ucu arasında fazla uzaklık olan; levent, maksi, kısa karşıtı
- varlık Bir şeyin gerçekte bulunması veya yaşamdaki yerini koruması, yokluğun karşıtı olan mevcut bulunma hâli; mevcudiyet.
- veri İnceleme, tartışma veya akıl yürütme sırasında bir sonuca dayanak sağlayan bilgi ve gözlem parçaları; nereden geldikleri ve nasıl elde edildikleri bilindiğinde bunlardan yapılan çıkarımların güvenilirliği de değerlendirilebilir; muta (I), data, done.
- verilmek Bir eşyanın, yetkinin veya yanıtın onu alan tarafa geçirilmesi. Kitap elden teslim edilebilir, görev yazıyla duyurulabilir; neyin ne zaman ve hangi koşulla aktarıldığı sonradan anlaşmazlık çıkmaması için açık tutulur.
- yaklaşım Bir kişinin, nesnenin veya olayın başka birine, yere ya da zamana giderek daha yakın duruma gelmesi.
- yakın Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı
- yalnızca Başkalarının eşliği veya yardımı olmadan tek başına hareket ederek.
- yapmak Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
- yapı Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri; bina, mimari
- yapılmak Yapma işine konu olmak
- yasemin Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık; Mısır yasemini (Jasminum)
- yaş (I) Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman; sin (II)
- yaş (II) → ıslak, kuru (I) karşıtı
- yaşam Canlı bir varlığın doğduğu andan ölünceye kadar sürdürdüğü var oluş. Bu süreç yalnız yılların geçmesini değil, büyümeyi, çevreyle ilişki kurmayı ve karşılaşılan koşullara uyum sağlayarak gündelik deneyimler edinmeyi de kapsar; dirim, ömür, hayat (I).
- yaşamak Canlılığını, hayatını sürdürmek
- yaşanmak Anlatılan şeyin yalnız sözde kalmayıp gündelik akış içinde doğrudan hissedilmesi. Sevinç, güçlük veya beklenmedik değişim insanlarda iz bırakır; sonradan aktarılan anlatı, o sırada duyulanların tamamını veremeyebilir.
- yenge Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı; bula
- yeni Kullanılmamış veya az kullanılmış olan; cedit, eski karşıtı
- yeniden → yeni baştan
- yerine Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere
- yön Belli bir noktaya göre olan yer; cihet, taraf
- yönelik Duruşu belirli bir tarafa dönmüş ya da eylemi belli bir kişi, amaç veya konu üzerinde toplanmış olan. Fiziksel konumda bakışın veya nesnenin çevrildiği tarafı; soyut kullanımda niyetin ve etkinin ulaşacağı hedefi gösterir; müteveccih.
- yönetim Bir kurumun, topluluğun veya işin hedeflerini belirleyip kararlarını alma ve işleyişini düzenleme; idare.
- yöntem Yapılacak işi gelişigüzel bırakmadan, hedefe uygun aşamalar ve araçlar seçerek ilerleme biçimi; aynı sonuca farklı yollarla ulaşılabildiğinde bunlardan hangisinin uygulanacağını ve işin hangi sırayla yürütüleceğini belirler; yordam, usul (II), prosedür.
- yüksek Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı
- yüzde Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret; yüzdelik
- yılan Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı; yerdegezen, uzun hayvan
- zambak Soğanından gelişen dik gövdesi yaklaşık bir metreye yükselen ve yıllarca yaşayan otsu bitki, beyaz ve kokulu taçlarıyla bahçelerde yetiştirilen, halk hekimliğinde diş ağrısı ve yüz şişliği için yararlanıldığı kaydedilen tür; ak zambak, top zambak (Lilium candidum).
- zencefil Zencefilgillerden, ana vatanı Hindistan ve Malezya olan, kamış görünüşünde otsu bir bitki (Zingiber officinale)
- zerdali Kayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü (Armeniaca vulgaris)
- zeytin Zeytingillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, 10-20 metre yüksekliğinde, dalları dikensiz, yaprakları karşılıklı, küçük ve gümüş renginde, uzun ömürlü bir ağaç (Olea europaea)
- zor Sıkıntı veya güçlükle yapılan; güç (II), yaş (II), müşkül, kolay karşıtı
- çalışma Bir işi yerine getirmek veya geçimini sağlamak için bedensel ya da zihinsel emek harcama; faaliyet
- çalışmak Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak
- çam Çamgillerden, çoğu her dem yeşil, iğne yapraklı, kozalaklı ve reçineli ağaç ya da ağaççıkların ortak adı (Pinus).
- çevre Bir şeyin yakını, dolayı; etraf, periferi
- çilek Gülgillerden, sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitki
- çocuk Doğumdan yetişkinliğe kadar süren gelişim döneminde bulunan insan; hukukta kural olarak on sekiz yaşını doldurmamış kişi.
- çınar Kenti ve su kıyılarını bol gölgesiyle örten, elsi biçimde parçalı yeşil organlara sahip iri bitki. Yaşlandıkça ana ekseni belirgin biçimde kalınlaşır; kabuğunda dökülen yamalar ve sonbahardaki görünümüyle çevrede kolayca ayırt edilir.
- öküz Çift sürmekte, kağnı çekmekte kullanılan, etinden yararlanılan, iğdiş edilmiş erkek sığır
- ön Bir şeyin esas tutulan yüzü; uğur (III), arka karşıtı
- önce İlk olarak, başlangıçta; evvel, sonra karşıtı
- önem Bir şeyin taşıdığı değer ve etkiden dolayı ilgiye, dikkate veya öncelikli değerlendirmeye değer görülmesi; yer, ehemmiyet.
- önemli Önemi olan; mühim, ehemmiyetli, mihver
- ördek Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu; badi, badik (Anas)
- örnek Bir bütüne ilişkin özellikleri araştırmak amacıyla seçilen sınırlı miktarda malzeme; kan, tükürük, yaprak veya toprak gibi kaynaklardan elde edilerek ölçülür ya da denenir, sonuçlar kaynağın tümüne ilişkin ipucu sağlar; numune.
- özel Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan; hususi, mahsus (I), spesiyal
- özellik İnsanı, nesneyi veya olguyu tanımaya yarayan ve onu başkalarıyla karşılaştırırken öne çıkan yön; kalıcı bir yapısal fark olabileceği gibi belirli koşullarda ortaya çıkan bir davranış da olabilir; hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite.
- özellikle Özel olarak, her şeyden önce; başta, hele, bilhassa, hassaten, hususen, hususuyla, alelhusus, bahusus, mahsus, mahsusen, münhasıran, tahsisen
- öğrenci Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse; okul çocuğu, mektep çocuğu, mektepli, şakirt, talebe, tilmiz
- öğretmen Öğrenme sürecini planlayıp konuyu öğrencinin anlayabileceği yollarla işleyen, ilerlemeyi izleyerek gerektiğinde anlatımını değiştiren eğitim görevlisi. Bilgi aktarmasının yanında soru sormayı ve öğrenileni kullanmayı da destekler; hoca, muallim, muallime.
- ülke Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü; diyar, arz (III), iklim, memleket, mülk
- üretim Ham madde, emek ve bilgiyi belirli bir düzen içinde işleyerek kullanılabilir ürün ya da hizmet elde etme. Tarladaki ürün hasada, atölyedeki parça tamamlanmış eşyaya dönüşür; ortaya çıkan miktar kadar nitelik ve kaynak kullanımı da izlenir; istihsal, prodüksiyon.
- ürün Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey; hasılat, mahsul
- üzeri → üst
- üzerinde Bir nesnenin üst yüzeyinde veya başka bir şeyin yukarısındaki bir noktada bulunmayı anlatır.
- üzüm İnce kabuklu, sulu ve çoğu kez tatlı taneleri bir sap çevresinde kümelenen bağ ürünü. Doğrudan yenebilir, kurutularak saklanabilir veya suyu çıkarılıp başka yiyecek ve içeceklerin hazırlanmasında kullanılabilir.
- ıhlamur Ihlamurgillerden, kerestesi beğenilen, büyük bir gölge ağacı (Tilia)
- ıspanak Serin mevsimde yetişen, yeşil ve yumuşak kısımları yiyecek olarak değerlendirilen otsu tarım ürünü. Körpe bölümleri ayıklanıp yıkanarak pişirilir veya çiğ tüketilir; soğuğa dayanması onu kış mutfağının yaygın malzemelerinden biri yapar.
- şahin Havada geniş daireler çizerek aşağıdaki küçük canlıları izleyen, kıvrık gagalı orta boy avcı kuş. Avrasya’nın ormanlık ve dağlık alanlarında görülür; uygun anı bulduğunda hızla alçalır ve avını pençeleriyle yakalar.
- şeftali Gülgillerden, ılıman bölgelerde yetişen, çiçekleri pembe renkli bir ağaç (Prunus persica)
- şekil → biçim (II)
- şirket → ortaklık
- şu Bu kelimesine göre yerde, zamanda veya söz zincirinde biraz uzak olanı anlatan söz
Atlas nasıl hazırlanıyor?
Atlas'ta yalnız etimolojisi yerel etimoloji sözlükleri ve tarihsel metinler okunarak hazırlanmış, bağımsız bir denetimden geçmiş ve Türkçenin tarihsel dönemleri kartındaki tanıkları tek tek doğrulanmış sözcükler yer alır. Yeni sözcükler işlendikçe atlasa eklenir.
Köken görüşleri asıl sahiplerine atfedilir ve benimsenen, olası, zayıf diye değerlendirilir. Altay kuramına dayanan karşılaştırmalar ayrıca belirtilir.
Biçim değişimleri, analizdeki tarihli biçimlerin çeviriyazı işaretleri korunarak harf harf karşılaştırılmasıyla çıkarılır. Her biçim kendi kolunun (Oğuz, Kıpçak, doğu) ya da ortak eski katmanın daha önceki yüzyıllardaki biçimleriyle karşılaştırılır; böylece farklı kolların biçimleri birbirinin devamıymış gibi gösterilmez. Aynı yüzyılın kaynaklarındaki değişkeler ve soy çizgisinde daha önce kaydedilmiş biçimler yeni bir değişim sayılmaz.
Yazım işaretinden doğan farklar (ḳ/k, ā/a, ġ/ğ), Arap harfli yazımın ayırt etmediği g/ğ, söz sonundaki ötümlü yazım (ḳurd ~ kurt) ve ek farkları ses değişimi sayılmaz. Meninski, Bianchi, Redhouse gibi Avrupalı sözlükçülerin Latin harfli yazımları (Meninski'de ḡ = c, ǵ = ince g, j = y, y = ı) okunuşa çevrilerek karşılaştırılır. Bu çıkarım kaynaklardaki biçimlerin karşılaştırmasıdır, ses yasası iddiası değildir.
Aynı yazılan ama ayrı sözcük olan maddeler (kurt I 'kurt hayvanı', kurt II 'kurtçuk') ayrı gösterilir; tanıkları ve sayıları birbirine karışmaz. Dönem sıklıkları, sözcüğe ait doğrulanmış tanıkların o dönemin metin büyüklüğüne oranıdır (milyon sözcükte).