afet
Deprem, sel, heyelan, çığ, kuraklık ya da fırtına gibi doğa kaynaklı bir olayın bir yöreye ansızın çökerek can kaybına, yapıların çökmesine, ekinin mahvolmasına ve olağan yaşamın altüst olmasına yol açması; bunun doğurduğu büyük felaket.
Afet, Arapça āfa ‘bela, zarar’ adına dayanır; Tietze sözcüğün Türkçeye Farsça āfat biçimi üzerinden geldiğini belirtir, Stachowski ve Karaağaç ise doğrudan Arapçayı gösterir. Tarihsel Derlem'de söz XIII.–XIV. yüzyılda Yûnus Emre'de, XIV. yüzyılda Kâbûs-nâme Tercümesi'nde ve Harezm metni Kısasü'l-Enbiyâ'da, XV. yüzyılda Nevâyî'de geçer; ‘felaket’ ve ‘bir hastalığın yol açtığı bozukluk’ anlamları Ferec ba'de'ş-Şidde'de (1451) de tanıklıdır. XV. yüzyıldan başlayarak şiirde güzelliğiyle aklı başından alan sevgili için de kullanılmıştır; Tietze afacan'ı Farsça āfat-i cān tamlamasına bağlar. Türkiye Türkçesinde doğal afet anlamı öne çıkmıştır.
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: āfet
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: āfet
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: āfet
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: āfet
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: āfet
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: āfet
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: āfet
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: āfet
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: afet