basmak
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
Basmak, Eski Türkçeden bu yana biçimi hemen hiç değişmeden yaşayan bas- fiilinin Türkiye Türkçesindeki mastarıdır. En eski tanıkları VIII. yüzyıl Orhon yazıtlarındadır; orada fiil çoğunlukla düşmana ansızın saldırmayı, ‘baskın yapmayı’ anlatır. Divanü Lugati't-Türk'te karabasanın basması, beyin ili ezmesi, köpeğin avı yere sermesi gibi kullanımlar görülür; Uygurcada mühür basmak da vardır. Eski Anadolu metinlerinde ‘ayak basmak’, ‘alt etmek’, ‘örtbas etmek’ anlamları tanıklanır, ‘kitap basmak’ anlamı Osmanlı döneminde yerleşir. Fiil Türk dillerinin hemen hepsinde bas- ~ pas- biçimleriyle yaşar.
- 8. yy. · Eski Türkçe (Orhon): bas-
- 10. yy. · Eski Uygur Türkçesi: bas-
- 11. yy. · Karahanlı Türkçesi: bas-
- 13. yy. · Kıpçak Türkçesi: bas-
- 13. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: bas-
- 14. yy. · Harezm Türkçesi: bas-
- 15. yy. · Çağatay Türkçesi: bas-
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: bas-
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: bas-
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: bas-