ağır

Bitigçi Sözlük Maddesi

ağır

(sf., mec., sp., a., zf.)
· 17 meanings · 0 occurrences

Meanings

  1. 1.

    (sf.) Tartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı

  2. 2.

    Çapı, boyutu büyük

    • “Ağır top.”
  3. 3.

    yavaş

    • “Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.”— E. M. Karakurt
  4. 4.

    yoğun

    • “Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı.”— A. Sayar
  5. 5.

    Çok az işiten (kulak)

  6. 6.

    (mec.) Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan

    • “Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.”— M. C. Kuntay
  7. 7.

    değerli

    • “Hiçbir yerden bir ses çıkmamış, kimse bir söz söylememişti. Yalnız Yumru kendi kendine taş yerinde ağırdır dedi.”— H. N. Atsız
  8. 8.

    (mec.)çetin

    • “Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.”— F. F. Tülbentçi
  9. 10.

    (mec.) Sıkıntı veren, bunaltan; sakil

    • “Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum.”— Ömer Seyfettin
  10. 11.

    (mec.) Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden

    • “Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.”— N. Ataç
  11. 12.

    (mec.)ağırbaşlı

    • “Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.”— H. E. Adıvar
  12. 13.

    (mec.) Keskin, boğucu (koku)

    • “Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.”— F. R. Atay
  13. 14.

    kısık

    • “Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi.”— O. C. Kaygılı
  14. 15.

    (mec.) Davranışları yavaş olan

  15. 16.

    (mec.) Sindirimi güç (yiyecek)

    • “Ağır bir yemek.”
  16. 17.

    (sp., a.)ağır sıklet

    • “Yıllarca ağırda güreşti.”
  17. 18.

    (zf.) Yavaş bir biçimde

    • “Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu.”— E. İ. Benice

Compound Words

ağır ağır, ağır aksak, ağır araç, ağırayak, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağır ceza, ağır ceza mahkemesi, ağır çekim, ağırelli, ağır ezgi, ağır hapis cezası, ağır hasta, ağır hava, ağır hidrojen, ağır iş, ağırkanlı, ağır kayıp, ağır kusur, ağır küre, ağır makineli, ağır paha, ağır para cezası, ağır sanayi, ağır sıklet, ağır söz, ağır su, ağır top, ağır uyku, ağır vasıta, ağır yağ, ağır yara, ağır zemin, eli ağır, eline ağır, uykusu ağır, yarı ağır sıklet

Entry history and citation

Loading the current content revision and documented editorial events.

Related Entries

The definition, field tag and the word family partnership are selected in the dictionary entry.

Computing the live valency profile

Scanning aligned surface-lemma sequences and complement patterns in T-BDLD.

Loading graph theory results

Calculating the word's connection network in the collection.

Context Dynamics

Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.

Kaynak yayın tarihleri yükleniyor...

Loading corpus details

T-BDLD frequency, inflected form, field/structure data are being prepared.

%5
%5