iç
(a., sf.)Meanings
-
2.
Oyuk şeylerin boşluğu
-
5.
Ten ile dış giysiler arası
- “Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum.”— E. Bener
-
11.
Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım
-
12.
(sf.) Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan
- “İç kapının perdesi yanlara doğru açıldı.”— P. Safa
-
13.
(sf.) İnsanın manevi varlığıyla bağlantılı; bu bağlamdaki özellik, durum veya kullanım biçimini anlatan.
- “İç dünyamız.”
Compound Words
iç acısı, iç ağ, iç ağa, iç asalak, iç bakla, iç barış, iç başkalaşım, iç bayıltıcı, iç bellek, iç borç, iç borçlanma, iç bölge, iç bulantısı, iç burukluğu, içbükey, iç cep, iç cümle, iç çamaşırı, iç çokgen, iç denetçi, iç denetim, içdenetir, iç denge, iç deniz, iç deri, iç donu, iç dünya, iç ek, iç etek, iç evlilik, iç ezan, iç gezegen, iç göbek, iç göç, içgöreç, içgörü, iç görüm, içgüdü, iç güveyi, iç güveyisi, iç harp, iç hastalıkları, iç hat, iç ısı, iç içe, iç işleri, iç itim, iç itmek, iç kafiye, iç kapak, iç kavuz, iç kulak, iç kuyu, iç lastik, iç merkez, iç mimar, iç mimari, iç odun, iç oğlanı, iç organlar, içörgü, iç pazar, iç pilav, iç plazma, iç politika, iç saha, iç salgı, iç savaş, iç ses, iç spiker, iç su, iç sürme, içtepi, iç ters açı, iç turizm, iç tümce, iç tüzük, iç uyak, iç vuruş, içyağı, iç yarıçap, iç yıkama, iç yönetmelik, içyüz, iç yüz, iç zar, içe bakış, içe dönük, içe kapanık, içe yöneliklik, içi boş, içi çıfıt çarşısı, içi dar, içi fesat, içi geniş, içikızıl, içi tez, için için, içler acısı, sağ iç, sol iç, avuç içi, badem içi, bakla içi, ceviz içi, çevrim içi, ders içi, dil içi çeviri, fındık içi, fıstık içi, hafta içi, hizmet içi eğitim, kavuniçi, meslek içi eğitim, meyve içi, rahim içi araç, yurt içi