karın
(a., mec., fiz.)Meanings
-
2.
- “Fakat karnındaki çocuk da bu insanüstü erkeğin bir parçasıydı.”— H. E. Adıvar
-
4.
→ mide
- “Karnım aç, elim ayağım donmuş gibi.”— H. E. Adıvar
-
5.
(mec.) İçten geçen, gönüldeki şey
- “Ben senin karnındakini ne bileyim?”
-
6.
(mec.) Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme
Compound Words
karın ağrısı, karın boşluğu, karıntası, karın tokluğuna, karın zarı, karından ayaklılar, karından bacaklılar, karnı aç, karnı burnunda, karnı geniş, karnıkara, karnı kara, karnı tok, karnıyarık, karnından konuşan, orta karın, yumuşak karın, aç karnına, tok karnına