Anlamlar
-
1.
(sf.) Eni çok olan; enli, gen (I), vâsi
- “Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu.”— P. Safa
-
2.
Alanı büyük olan; makro, dar karşıtı
- “Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi.”— O. C. Kaygılı
-
-
-
5.
(mec.) Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat olan
- “Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu.”— A. İlhan
-
6.
(mec.) Çok fazla
- “Geniş iş alanları sağlandı.”
Birleşik Sözcükler
geniş açı, geniş aile, geniş çaplı, geniş gönüllü, geniş görüşlü, geniş mezhepli, geniş paça, geniş ufuklu, geniş ünlü, geniş yürekli, geniş zaman, eli geniş, havsalası geniş, içi geniş, işkembesi geniş, karnı geniş, mezhebi geniş, ufku geniş, yüreği geniş
Madde geçmişi ve atıf
Güncel içerik sürümü ve kayıtlı editoryal olaylar yükleniyor.
Bağlam Dinamikleri
Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.