kapalı
(sf., mec.)Anlamlar
-
1.
(sf.) Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı
- “Şimdi oğlunu kanlı göğsü, kapalı gözleri, mor dudaklarıyla görür gibi oluyordu.”— Nâzım Hikmet
-
2.
Geçilmez durumda olan
-
6.
→ gizli
- “Meclisler, iç tüzük hükümlerine uygun olarak kapalı oturumlar yapabilir.”
-
7.
Açık olmayan (giyecek)
- “Damalı bir eteklik, açık mavi kapalı bir yün kazak giymişti.”— N. Cumalı
-
9.
(mec.) İçe dönük yaradılışta olan
- “Ateşoğlu ile yirmi yıldır denizde yoldaşlık ederim. Ben böyle kapalı adama hiç rastlamadım.”— Halikarnas Balıkçısı
-
10.
(mec.) Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan
- “Ayrıca ben, oldukça kapalı bir çevrede yetişmiştim.”— A. Ağaoğlu
Birleşik Sözcükler
kapalı bölge, kapalı çarşı, kapalı devre, kapalı duruşma, kapalı gişe, kapalı garaj, kapalı görüş, kapalı hava, kapalı hece, kapalı kalp ameliyatı, kapalı kutu, kapalı otopark, kapalı oturum, kapalı rejim, kapalı tohumlular, kapalı toplum, kapalı tribün, kapalı yer korkusu, kapalı yüzme havuzu, başı kapalı, gözü kapalı, ucu kapalı, üstü kapalı