kılçıklı
(sf., mec.)
· 2 anlam · 0 geçiş
Anlamlar
-
1.
(sf.) Kılçığı olan
- “Kaşık Adası bilek kalınlığında, mor kılçıklı, yarım metre uzunluğunda zarganalarla doludur.”— S. F. Abasıyanık
-
2.
(mec.) → pürüzlü
- “Bu iş pek kılçıklı, içinden nasıl çıkılır?”