yakın
(sf., a., zf.)Anlamlar
-
2.
Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan
- “İklim ile toprağın bereketi ve insanın faaliyeti arasında yakın bir münasebet vardır.”— C. Meriç
-
4.
Benzeyen, andıran, yaklaşan
- “Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı.”— Ömer Seyfettin
-
5.
Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
- “Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın...”— S. F. Abasıyanık
-
6.
(a.) Uzak olmayan yer
- “Yakınımızda otururlar.”
-
8.
(zf.) Uzak olmadan
- “Gelin, bana yakın oturun lütfen.”
Birleşik Sözcükler
yakın akraba, yakın anlamlı, yakın benzeşme, yakın benzeşmezlik, Yakın Çağ, Yakın Doğu, yakın dost, yakın koruma, yakın sesli, Yakın Şark, yakın takip, akla yakın, cana yakın, fırtınaya yakın rüzgâr