kaldırmak
(-i, -e, nsz., mec., argo)Meanings
-
1.
(-i) Bulunduğu yerden almak
- “Az sonra yatakları, yorganları kaldırıp duvar kenarına yığar.”— C. Dağcı
-
3.
- “Duvarı bir metre daha kaldırmalı.”
-
5.
Çekmek, taşımak
- “Bu araba bu yükü kaldırmaz.”
-
7.
(-e) Hastayı hastaneye götürmek
- “Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar.”— A. Gündüz
-
8.
Tören yaparak ölüyü gömmek
-
9.
→ toplamak
- “Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar.”— N. Cumalı
-
10.
Alıp başka yere götürmek
- “Kitapları kaldırmış, bulamıyorum.”
-
11.
- “Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni”— Halk türküsü
-
12.
Piyasadan çekmek
- “İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar.”
-
14.
→ kaçırmak
-
15.
İyi etmek, birini iyileştirmek
- “Bu ilaç onu yataktan kaldırdı.”
-
19.
Oturur veya yatar durumdan çıkararak ayakları üzerinde doğrultmak
- “Kızı ayağa kaldırdı.”— Y. Kemal
-
21.
Bir işi yapması için harekete geçirmek
- “Beni de Yahudi kızını da zorla çekip oyuna kaldırdı.”— A. Nesin
-
22.
(nsz., mec.) Uygun gelmek
- “Bu kumaş fazla süs kaldırmaz.”