çalmak
(-e, -i, nsz., mec., ağz., db.)Meanings
-
3.
(nsz.) Çalgı aleti ile bir müzik parçasını seslendirmek
- “Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır.”— R. H. Karay
-
6.
Üzerine sürmek
- “Ekmeğin üzerine yağ çaldı.”
-
8.
(-i) → çelmek
-
10.
(-e) Benzemek, andırmak
- “Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi.”— S. F. Abasıyanık
-
12.
(-i, ağz.) Süpürmek, temizlemek
- “Tozu çalmak.”
Compound Words
çalçene, çalyaka, çalakalem, çalakamçı, çalakaşık, çalakılıç, çalakırbaç, çalakürek, çalapaça, çalataban, diskçalar, kasetçalar, uzunçalar, yürürçalar