geçmek
(-e, -den, -i, -de, nsz., -le, yar., argo, ağz.)Meanings
-
1.
(-e) Bir yerden başka bir yere gitmek
- “Elindeki kitabı bırakıp bulundukları odaya geçtim.”— T. Buğra
-
6.
(-de) Ömür yaşamak
-
11.
(-e, -den) Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek
-
16.
Görev almak
- “İktidara geçmek.”
-
17.
Kalmak, devrolmak
- “Paralar suyunu çekti. Fabrika da olduğu gibi Nihat'a geçti.”— N. F. Kısakürek
-
20.
(-i) Üstünlük sağlamak
-
21.
(-i) Söylemeden veya bitirmeden atlamak
- “O meseleyi geçelim. O bahsi geç!”
-
23.
(-le) Zaman tükenmek
- “Bütün günüm seni takip etmekle geçti.”— Y. K. Karaosmanoğlu
-
27.
(nsz.) Ateş vb. sönmek
- “Ocak sönmüş, koru bile geçmişti.”— Nabizade Nâzım
-
28.
Yazılmak, girmek
- “Tarihe geçmek. Kitaba geçmek.”
-
32.
(nsz.) Kabul edilemez olmak
- “Senin paran burada geçmez.”
-
33.
(-den) Bırakmak, vazgeçmek
- “Bana yârden geç derler / Seven yârden geçilir mi?”— Halk türküsü
-
34.
Bir yere gidip oturmak
-
35.
(nsz.) Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak
- “Bu karpuz geçmiş.”
-
38.
(-e, -i, ağz.) Çekiştirmek, yermek
- “Beni sana geçmişler / Vallahi ben demedim”— Halk türküsü
Compound Words
geçgeç, gelgeç, yeregeçen, yolgeçen hanı, genelgeçer, çok geçmeden, ödegeç, serdengeçti, vazgeçmek