işlemek
(-i, nsz., -e, -den)
· 14 meanings · 0 occurrences
Meanings
-
2.
(nsz.) İnce ve süslü şeyler yapmak; nakışlamak
- “Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar şüphesiz sanatının âşığıydı.”— M. Ş. Esendal
-
4.
(-e) → nakşetmek
- “Al bayrağa narin eller işliyor zafer / Uzaklarda yaralanır kahraman nefer”— E. B. Koryürek
-
8.
Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek
- “Ali Rıza Bey bu ilk çocuğu ile, bir çiçek meraklısı, bahçesiyle oynar gibi oynamış, onu ancak kendi hayalinde yaşayan mükemmel insan maddelerine göre işlemişti.”— R. N. Güntekin
-
9.
(-den) Bir yerden girip çıkmak
- “Lütfügiller büyücek bahçelerinin ana yola açılan kapısından işlerlerdi.”— S. F. Abasıyanık
-
10.
(nsz.) Çıban, olgunlaşma yolunda olmak
-
11.
(nsz.) Yara, kapanmamak
-
12.
(nsz.) Gidip gelmek
- “Şimdi otomobillerin, otobüslerin işledikleri asfalt caddeden bir zamanlar ne kervan ne insan geçerdi.”— S. M. Alus