açmak

Bitigçi Sözlük Maddesi

açmak

(-i, nsz., mec., esk., tıp.)
· 28 meanings · 0 occurrences

Meanings

  1. 1.

    (-i) Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek

    • “Kapıyı açıp içeri giriyorum.”— A. Ağaoğlu
  2. 2.

    Engeli kaldırmak

    • “Karla kapanan yolu açmak.”
  3. 3.

    Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri açık duruma getirmek

    • “Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı.”— M. Ş. Esendal
  4. 4.

    Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak

  5. 5.

    Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak

    • “Su borusunu açmak.”
  6. 6.

    Alanını genişletmek

    • “Anıtın çevresini açmak.”
  7. 7.

    Birbirinden uzaklaştırmak

    • “Kollarını açtı.”
  8. 8.

    Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak

    • “Yumağı açmak.”
  9. 9.

    Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak

  10. 10.

    Bir kuruluşu, bir yerini işler duruma getirmek

  11. 11.

    Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak

    • “Biraz sakinleşmek için kalktı, bir bitki çayı hazırladı, sonra da radyoyu açtı.”— İ. İnsaf Turan
  12. 12.

    Alışverişi başlatmak

    • “Güvenoyu başarısızlığından sonra transfer piyasasını açtı.”— K. Altuğ
  13. 13.

    Rengin koyuluğunu azaltmak

    • “Bu boyayı biraz daha açmalı.”
  14. 14.

    Yakışmak, güzel göstermek

    • “Bu renk odayı açtı.”
  15. 15.

    Ferahlık vermek

  16. 16.

    Geçit sağlamak

    • “İki oda arasına kapı açtık.”
  17. 17.
  18. 18.

    Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek

    • “Size derdimi açmaya geldim.”— F. R. Atay
  19. 19.

    Satranç, poker vb. oyunları başlatmak

  20. 20.

    (nsz.) Yapmak, düzenlemek

    • “Sınav açmak.”
  21. 21.

    (nsz.) Ayırmak, tahsis etmek

    • “Senin için üst katta bir oda açtık.”
  22. 22.

    Görünür duruma getirmek

    • “Kollarını, göğsünü açmış.”
  23. 23.

    (nsz.) Gökyüzü bulutların dağılmasıyla aydınlanmak

    • “Hava açtı.”
  24. 24.

    (nsz.) Bitki çiçekli duruma gelmek

    • “Hiç kurumuş ağaç yeşerir, çiçek açar mı?”— Ömer Seyfettin
  25. 25.

    (mec.) Sıkıntısını gidermek, içine, gönlüne ferahlık vermek

    • “Burası beni açmadı, başka yere gidelim.”
  26. 26.

    (mec.) Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek

    • “Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu.”
  27. 27.

    (esk.) Savaşla almak

  28. 28.

    (tıp.)yarmak

    • “Çıbanı açmak.”

Compound Words

yivaçar

Entry history and citation

Loading the current content revision and documented editorial events.

Related Entries

The definition, field tag and the word family partnership are selected in the dictionary entry.

Computing the live valency profile

Scanning aligned surface-lemma sequences and complement patterns in T-BDLD.

Loading graph theory results

Calculating the word's connection network in the collection.

Context Dynamics

Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.

Kaynak yayın tarihleri yükleniyor...

Loading corpus details

T-BDLD frequency, inflected form, field/structure data are being prepared.

%5
%5