çökmek
(nsz., -e, mec.)
· 13 anlam · 0 geçiş
Anlamlar
-
1.
(nsz.) Bulunduğu düzeyden aşağı inmek; çukurlaşmak, batmak, obrumak
- “Altımız oynadı, toprak çöktü üstüme. Bağırıyordum. Toprak sıkıştırıyordu.”— Y. Kemal
-
2.
Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak
- “Bir, bilemedin bir buçuk kulaçlık bir tavan çöktü bana kalırsa…”— M. N. Sepetçioğlu
-
3.
(-e) → çömelmek
-
4.
(-e) Oturmak, birdenbire oturmak
- “Soluk soluğa yere çöktü.”— F. R. Atay
-
7.
Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek; çukurlaşmak
- “Kadının yanakları daha fazla çöktü.”— H. E. Adıvar
-
8.
Basmak, yayılmak
- “Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor.”— N. F. Kısakürek
-
10.
(mec.) Sarsılıp dinçliğini yitirmek
- “Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür.”— R. H. Karay
-
11.
Tortu dibe inmek
-
13.
(-e, mec.) Yoğun bir biçimde duymak
- “Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü.”— F. R. Atay