boğmak
(-i, mec., -e, nsz.)
· 10 anlam · 2 geçiş
Anlamlar
-
4.
Renkler uygun düşmemek
- “Koyu yeşil renk odayı boğdu. Bu renk seni boğmuş.”
-
5.
(mec.) Silik bir duruma getirmek
- “Galiba bunları dinlememek, duymamak için konuşuyorum; seslerini boğmak, bastırmak için durmamacasına gevezelik ediyorum.”— R. H. Karay
-
6.
(-e, mec.) Tamamıyla kaplamak
- “Ampulün kör ışığı, dükkânı alaca bir loşluğa boğmuştu.”— M. Yesari
-
7.
(-e, -i, mec.) Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak
- “Güllü'nün boynuna sarılan Cemile, kadının hafif çilli, tombul yanaklarını öpücüklere boğdu.”— O. Kemal
-
10.
(nsz., mec.) → bunaltmak
- “Daha sıcak basmamıştı; güneş henüz yakmıyor, hava daha boğmuyordu.”— R. H. Karay
Birleşik Sözcükler
ayıboğan, bağboğan, çakalboğan, gelinboğan, itboğan, kadıboğan, kaplanboğan, kurtboğan