miktar
(isim, zarf)Ölçülen veya sayılan büyüklük; sınırlı derece bildiren kullanım.
Ölçülen veya sayılan büyüklük; sınırlı derece bildiren kullanım.
Miktar, Arapça miḳdār ‘ölçü, nicelik’ sözcüğünden alınmıştır (Tietze, Stachowski, Karaağaç). Söz XIII–XIV. yüzyıllardan beri Türkçe metinlerde görülür: Yûnus Emre Dîvânı'nda kendü mikdârın ‘kendi değerini, haddini’, Harezm Türkçesiyle yazılmış Nehcü'l-Ferâdîs'te sık sık ne miqdār ‘ne kadar’, ol miqdār ‘o kadar’ kalıplarıyla geçer. Tietze'nin aktardığı 1451 tarihli Ferec ba‘de’ş-şidde örneklerinde ‘bir ay miḳdārı’, ‘üç yüz mil miḳdārı’ gibi yaklaşık süre ve uzaklık bildiren kullanımlar ile ‘değer, derece’ anlamı görülür. Osmanlı Türkçesinde uzun süre mikdâr yazımıyla kullanılmış, özellikle Evliya Çelebi'de bin mikdârı ‘bin kadar’ gibi yaklaşık sayılarla yaygınlaşmıştır. Tietze sözcüğü mikdar ~ miktar ikiliğiyle verir.
Not: Bu bölümde gösterilen cümleler, derlem cümle seçme algoritmasının otomatik seçimleridir. Cümlelerdeki görüş, ifade ve içerikler kaynak metinlere aittir; Bitigçi’yi bağlamaz ve Bitigçi’nin görüşünü ya da tutumunu yansıtmaz.
Sayfadaki özellikler henüz yüklenmedi. Lütfen kısa bir süre bekleyiniz.
Sonuçların yüklenmesi için hesaplama yapılıyor.
Güncel madde için atıf biçimleri hazırlanıyor.
Tanım, alan etiketi ve sözcük ailesi ortaklığına göre seçilen maddeler.
Panel açıldığında BD varyant verileri yüklenir.
Panel açıldığında BD tanık verileri yüklenir.
/karşılaştır umut ile ümit