kırmak
(-i, nesnesiz, -e, mecaz, argo, ticaret)Anlamlar Hakkında
-
1.
(-i) Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
- “Taşları kırmak. Bardağı kırmak.”
-
2.
İri parçalara ayırmak
-
3.
(nesnesiz) Belirli bir biçimde katlamak
- “Forma kırmak.”
-
6.
Vücut kemiklerinden birini parçalamak
- “Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!”— O. C. Kaygılı
-
8.
(-e) Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
- “Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun.”— B. Felek
-
9.
(mecaz) Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
- “Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz.”— M. Kaplan
-
10.
(mecaz) Yok etmek
- “Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım”— E. B. Koryürek
-
11.
(mecaz) Gücünü, etkisini azaltmak
- “Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış.”— B. Felek
-
12.
(argo) Kaçmak, uzaklaşmak
Birleşik Sözcükler
bakterikıran, Kervankıran, sabankıran, saçkıran, sahipkıran, zararlıkıran