bırakmak

Bitigçi Sözlük Maddesi

bırakmak

(-i, nsz., -e, mec.)
· 38 anlam · 0 geçiş

Anlamlar

  1. 1.

    (-i) Elde bulunan bir şeyi tutmaktan vazgeçip tutmaz olmak

  2. 2.

    (nsz.) Eldeki, sırttaki bir şeyi bir yere koymak

    • “Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı.”— T. Buğra
  3. 3.

    Bir işi başka bir zamana ertelemek

    • “Gezmeyi haftaya bıraktık.”
  4. 4.

    Bir şeyi bir yerde unutmuş olmak

    • “Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?”
  5. 5.

    Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek

    • “Tencereyi öylece kirli bir biçimde bıraktım.”
  6. 6.

    Geriye kalmasını sağlamak

    • “Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.”
  7. 7.

    Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, onu görevlendirmek

    • “Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı.”— F. R. Atay
  8. 8.

    (nsz.) Birinin bir şeyi yapmasına engel olmamak

    • “Bırak, burasını benim defterimden okuyayım.”— Ömer Seyfettin
  9. 9.

    sarkıtmak

    • “Saçlarını omzuna bırakmış.”
  10. 10.

    (nsz.) Ölen, ayrılan birinden , kişi, nesne vb. şeyler kalmak

    • “Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu.”— C. Uçuk
  11. 11.

    Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek

    • “O da basket oynardı ama artık bıraktı.”
  12. 12.

    (nsz.) Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak

    • “Aliye, az önce haftalığını almıştı ve patronlarına işi bırakacağını, bırakmak zorunda olduğunu nasıl söyleyeceğini bir türlü bilemiyordu.”— M. Mungan
  13. 13.

    (nsz.) Bıyık veya sakal uzatmak

  14. 14.

    (nsz.) Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak

    • “Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı?”— R. H. Karay
  15. 15.

    boşamak

    • “Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler.”— Ömer Seyfettin
  16. 16.

    Kötü bir durumda terk etmek

  17. 17.

    Koyup gitmek

    • “Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi.”— P. Safa
  18. 18.

    Sınıftan veya sınavdan geçirmemek

    • “Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.”
  19. 19.

    (-e) Bir malı pazarlık sonucu fiyat indirimine razı olarak satmak

    • “Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım.”— M. Ş. Esendal
  20. 20.

    (-e, -i) Bakılmak, korunmak için vermek

    • “Eşyamı size bırakacağım.”
  21. 21.

    (nsz.) Bir kimseyi beraberinde getirmemek veya götürmemek

    • “Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim.”— Atatürk
  22. 22.

    (-e, -i) Sahiplik hakkını başkasına vermek

    • “Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.”
  23. 23.

    (nsz.) Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak

    • “Islanan zemin kaplaması zamanla kendini bıraktı.”
  24. 24.

    (nsz.) Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek

    • “İz bırakmak. Leke bırakmak.”
  25. 25.

    koymak

  26. 26.

    (nsz.) Bir şeyi başkasına iletilmek üzere vermek

    • “Postacı bir şey bıraktı sana.”— Y. Z. Ortaç
  27. 27.

    (nsz.) Bir şeyi bir kimse veya belli bir amaç için ayırmak

    • “Kutuyu biraz öne ittirdi ve Simay'ın tutması için pay bıraktı.”— B. Yılmaz
  28. 28.

    götürmek

    • “Savaş, sen eğlenmene bak, ben Buğra'yı eve bırakırım kardeşim.”— D. Gürel
  29. 29.

    (nsz.) Kâr getirmek, yarar sağlamak

    • “Bu alışveriş bize fazla bir şey bırakmadı.”
  30. 30.

    Birilerini koyuvermek, salıvermek

    • “Komiser tutukluyu bıraktı.”
  31. 31.

    Bir yana itmek, önem vermemek

    • “Neden Boğaz’ı koruyacağız da bir vakitler seyran yeri olan Kasımpaşa’yı bırakacağız.”— B. Felek
    • “Durum böyledir diye her işini bırakıp düşmanlar ne ederlerse etsinler biz durup bakalım mı?”— Ahmet Cevdet Paşa
  32. 32.

    Kendi hâline terk etmek

    • “Aman beyim bana kıyma, benim de çoluk çocuğum var, mahvolurum ben, biz dost ve arkadaşız kölen olayım bırak şu adamı, diyordu.”— A. R. Öge
  33. 33.

    Beraberinde bulunması gereken bir şeyi yanına almamak

    • “Kabanımı evde bıraktım.”
  34. 34.

    Bir işi veya çalışmayı bitirmeden sona erdirmek

    • “Okumamı bırakarak dışarı çıkmamı istiyordu.”— P. Safa
  35. 35.

    Bir şey yeni bir duruma dönüşmek

    • “Duruşmayı açıyorum demesiyle delikanlının yüzündeki güven dolu ifade yerini endişe ve korkuya bıraktı.”
  36. 36.

    Geride … kalmasını sağlamış olmak

    • “On yıl süren savaş büyük bir yıkım bırakarak bazılarına zenginleşmek için yeni fırsatlar yarattı.”
  37. 37.

    … durumda bulunmasına, … hâle gelmesine sebep olmak

    • “Kadını hamile bıraktı.”
  38. 38.

    (mec.) Ölüm sebebiyle kaybetmiş olmak

    • “İki oğlumu Çanakkale’de bıraktım.”— A. Gündüz

Birleşik Sözcükler

çekbırak

Madde geçmişi ve atıf

Güncel içerik sürümü ve kayıtlı editoryal olaylar yükleniyor.

İlgili Sözler

Tanım, alan etiketi ve sözcük ailesi ortaklığına göre seçilen maddeler.

Değerlik profili canlı hesaplanıyor

T-BDLD içindeki yüzey-lema dizileri ve tamlayıcı örüntüleri taranıyor.

Graf kuramı sonuçları yükleniyor

Sözcüğün derlemdeki bağlantı ağı hesaplanıyor.

Bağlam Dinamikleri

Cümle, belge, alan/tür ve sözdizimsel konum canlı hesaplanıyor.

Kaynak yayın tarihleri yükleniyor...

Derlem ayrıntıları yükleniyor

T-BDLD sıklık, çekimli biçim, alan/tür ve eşdizim verileri hazırlanıyor.

%5
%5