yaşamak
(nesnesiz, mecaz)-
1.
(nesnesiz) Canlılığını, hayatını sürdürmek.
-
11.
(mecaz) Bir durumu yaşar gibi olmak, bir durumla özdeşleşmek, duymak, hissetmek.
(nesnesiz) Canlılığını, hayatını sürdürmek.
(mecaz) Bir durumu yaşar gibi olmak, bir durumla özdeşleşmek, duymak, hissetmek.
Yaşamak, Eski Türkçe yaş ‘ömür yılı, yaş’ adına addan fiil yapan -a- ekinin getirilmesiyle kurulmuş yaşa- fiilinin devamıdır; ilk anlamı ‘şu kadar yıl ömür sürmek’, çoğu zaman ‘uzun yaşamak’tı. VIII. yüzyıldan beri tanıklanır: Küli Çor Yazıtı'nda büyük Küli Çor'un seksen yıl yaşayıp öldüğü anlatılır. Clauson yaşa-'yı bu yönüyle tiril- ‘hayatta olmak, dirilmek’ fiilinden ayırır. ‘Çok yaşa’ dileği Kutadgu Bilig'den beri görülür ve Osmanlı döneminde yaşa! alkış ve övgü sözü olarak yerleşir; ‘başından geçirmek, tecrübe etmek’ anlamı ise XX. yüzyıl başında yeni sayılıyordu.
Not: Bu bölümde gösterilen cümleler, derlem cümle seçme algoritmasının otomatik seçimleridir. Cümlelerdeki görüş, ifade ve içerikler kaynak metinlere aittir; Bitigçi’yi bağlamaz ve Bitigçi’nin görüşünü ya da tutumunu yansıtmaz.
Sayfadaki özellikler henüz yüklenmedi. Lütfen kısa bir süre bekleyiniz.
Sonuçların yüklenmesi için hesaplama yapılıyor.
Güncel madde için atıf biçimleri hazırlanıyor.
Tanım, alan etiketi ve sözcük ailesi ortaklığına göre seçilen maddeler.
Panel açıldığında BD varyant verileri yüklenir.
Panel açıldığında BD tanık verileri yüklenir.
/karşılaştır umut ile ümit