aslında
Görünen durumla, ilk izlenimle veya yaygın sanıyla ayrışan temel olguyu açığa çıkararak. Anlatıyı düzeltmek ya da üzerinde durulması gereken noktaya dönmek için kullanılır; karşıtlık konuşmanın akışından anlaşılır; bir defa, bir kere, aslen, esasen, esasta, haddizatında.
Aslında, Arapça aṣl ‘kök, temel, köken’ sözünden gelen asıl adına üçüncü kişi iyelik eki ile bulunma hâli ekinin getirilmesiyle kurulmuş, kalıplaşarak ‘gerçekte, esasen’ anlamı kazanmış bir zarftır (ek çözümlemesi Bitigçi açıklaması). Tietze asl/asıl'ı ‘kök; çıktığı yer, kaynak; asıl nüsha’ anlamlarıyla Arapçadan getirir. Tarihsel Derlem'de adın iyelikli bulunma hâli XIV. yüzyılda Süheyl ü Nev-bahâr'da ‘soyunda, kökeninde’, XVI. yüzyılda Fuzûlî'de ‘kökünde’ anlamıyla geçer; ‘gerçekte, esasen, aslen’ anlamlı zarf XVII. yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nde yaygındır ve Dede Korkut Kitabı'nın Türkmen Sahra nüshasındaki soylamalarda da görülür. Aynı adın ayrılma hâlinden kalıplaşan aslından ‘oldum olası’ zarfı da Tietze'de kayıtlıdır.
- 14. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: aslında
- 16. yy. · Osmanlı Türkçesi: aslında
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: aslında ~ aṣlında
- 17. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: aṣlında
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: aslında