cesaret
Korku veya belirsizlik duyulsa da önemli görülen bir işi yapmak için harekete geçebilme gücü. Tehlikeyi yok saymak anlamına gelmez, kişinin karşılaşabileceği sonucu düşünerek yine de adım atmasında görünür hâle gelir; cüret.
Cesaret, Arapçada ‘yüreklilik, gözü peklik’ anlamındaki casāra(t) sözcüğünden alınmıştır (Tietze, Stachowski). Osmanlı Türkçesinde ‘yiğitlik, cüret’ karşılığıyla ve özellikle cesaret etmek birleşik fiiliyle kullanılmıştır: Evliyâ Çelebi bir kuşatmada hendek çok derin olduğu için gazilerin kalenin dibine varmaya cesâret edemediğini yazar. Kâmûs-ı Türkî sözü yiğitlik, cesurluk ve cüret ile açıklar; Tietze'nin 1940 tarihli tanıkları cesarete gelmek ve cesaret etmek kullanımlarını gösterir.
- 15. yy. · Eski Anadolu Türkçesi: cesâret
- 17. yy. · Osmanlı Türkçesi: cesâret
- 19. yy. · Osmanlı Türkçesi: cesâret
- 20. yy. · Türkiye Türkçesi: cesaret